Bitkiler

A HARFİ İLE BAŞLAYAN BİTKİLER

ACI ÇEHRE OTU

Acı çehre otu, genellikle zayıflamak isteyen kişiler tarafından kullanılmaktadır. Denenen birçok kimyasal zayıflama yöntemlerinden sonra birçok insan zayıflamak için bitkisel yollara başvurmaya başladı. Verilen kiloları geri almamak için düzgün ve sağlıklı bir şekilde kilo vermek için özellikle kadınlar acı çehre otunu kullanmaya yöneldiler.
Acı çehre tohumu nedir?
Acı çehre otu zayıflamak isteyenlerin en çok tercih ettiği şifa deposu bir bitkidir. 1 ayda ortalamada 10 kilo verdirme etkisi olduğu söylenilen acı çehre otu birçok insan tarafından tercih edilmektedir. Acı çehre otunun zayıflamada en büyük etkisi sindirimi kolaylaştırması olmuştur. Metabolizmayı hızlandırıcı etkisinden dolayı acı çehre otunun zayıflatma etkisi olduğu bilinmektedir.
Acı çehre tohumu ne işe yarar?
Vücutta birikmiş yağları kısa sürede yakmayı sağlayan acı çehre tohumu düzenli tüketildiğinde kilo verdirici etkisi olduğu bilinmektedir.
Aynı zamanda acı çehre tohumu kanserden kabızlığa kadar birçok sağlık sorununa iyi gelmektedir. Özellikle zayıflamak için kullanılan acı çehre tohumunun faydalarını şu şekilde sıralayabiliriz.
Acı çehre tohumunun faydaları
Tatlı isteğini azaltır
Acı çehre tohumu vücudun tatlı ihtiyacını gidermeye yardımcı olmaktadır. Acı çehre tohumu tüketildiğinde tatlı isteği hissetmezsiniz.
Prostat
Acı çehre tohumunun prostat hastalıklarına da iyi geldiği, tedavi edici etkisi olduğu bilinmektedir.
Yağ yaktırır
Vücutta biriken fazla yağı yakmaya yardımcı olur. Aynı zamanda düzenli olarak tüketildiğinde yağ yaktırıcı etkisiyle beraber hızlı bir şekilde kilo vermeye yardımcı olur.
İştah kapatır
Acı çehre otunun iştah kapatıcı etkisi sürekli yemek yeme ihtiyacını gidermeye yardımcı olur.
Vücuttaki ödemi atar
Ödemden oluşan vücutta biriken şişkinliği acı çehre otu hızlı bir şekilde atmaya yardımcı olur. Vücutta biriken fazla toksinleri atar.
Kabızlığı giderir
Kabızlığın giderilmesi noktasında çok etkilidir. İçerisinde bulunan özel etken maddeler sayesinde kabız olmayı önler.
Vücuttaki sarkıkları önler
Hızlı kilo vermeyle ortaya çıkan vücutta ki sarkmaları gidermeye yardımcı olur. Aynı zamanda kilo verirken ortaya çıkan vücutta ki sarkmaları engeller.
Kas kitlesinin gitmesini engeller
Genellikle hızlı bir şekilde kilo veren insanların kas sisteminde zayıflamalar meydana gelir. Acı çehre otu kilo verirken kas sisteminizin de zayıflamasına engel olmaktadır.
Kan şekerini düzenler
Acı çehre otu kan şekerini dengede tutmaya yardımcı olur. Bu sayede diyabet hastalarına da fayda sağlamaktadır.
Acı çehre otunun yan etkileri nelerdir?
Acı çehre tohumu adı üzerinde bir bitkidir. Her bitkide olduğu gibi acı çehre tohumunu da fazla kullandığınızda vücudunuzda çeşitli yan etkiler yaratır.
Özellikle hamilelere böbreğinde ve ciğerlerinde herhangi bir sağlık sorunu olanlara acı çehre tohumu kullanımı önerilmez.
Acı çehre tohumu vücutta ki fazla biriken suyu attığı için aşırı tüketimi sıvı kaybına neden olmaktadır. Bu da ilerleyen zamanlarda halsizlik ve beraberinde yorgunluk şikâyetlerini getirmektedir.
Acı çehre tohumunun fazla tüketilmesi çeşitli hastalıklara da sebebiyet verebilmektedir.
Bu bitkiyi tüketenlerin düzenli beslenmeleri ve bu konuda çok dikkatli olmalarında fayda vardır.
Fazla tüketilmesi durumunda mide bulantıları, ishal ve mide sancıları ortaya çıkacaktır. Bu nedenle dikkatli olunmalıdır.
Acı çehre tohumu aç mı tok mu kullanılır?
Acı çehre tohumunun nasıl kullanıldığına dair insanların kafasında çeşitli soru işaretleri bulunmaktadır.
Acı çehre tohumunu sabah, öğle ve akşam yemeklerinden en az 30 dakika önce bol su tüketerek kullanmak gerekmektedir.

 

ADAÇAYI

Doğada kendiliğinden yetişen, kimi türleri bahçede süs bitkisi olarak da yetiştirilebilen, ballıbabagillerden, çiçekleri çok değişik renk ve büyüklükte, tüylü ve beyazımtırak yapraklı, ıtırlı bir bitki.

Ada çayının faydaları;
*Adaçayı depresyona iyi gelir.
*Zararlı toksinlerin vücuttan atılmasını sağlar.
*Beyin fonksiyonlarını geliştirir
*Bronşit ve astım belirtilerini hafifletir
*Karaciğeri temizler
*İdrar yolu enfeksiyonunun tedavisine yardımcı olur
*Aşırı terlemeyi azaltır
*Stresi azaltır
*Sakinleştirir
*Menopoz sonrası belirtileri hafifletir
*Saçların beyazlamasını yavaşlatır
*Mantar enfeksiyonlarına karşı kullanılır
*Hafızayı güçlendirir
*Alzheimer’a karşı yardımcı olarak kullanılır
*Kan şekerini düşürür
*Dişeti iltihaplanmasına karşı kullanılır
*Ağız yaralarının tedavisinde kullanılır
*Sinirsel baş ağrısını hafifletir
*Safra kesesini çalıştırır
*Gargara suyu olarak kullanılır
*Boğaz ağrısını alır
*Yaşlılığı geciktirir.
*Selülit sorununu minimum seviyeye indirir.
*Sindirim sistemini korur ve ishale iyi gelir.

Adaçayının zararları;
Adaçayının aşırı tüketilmesi durumunda bazı olumsuz sonuçlarla karşılanılabilir. Özellikle hamile veya emziren kadınların kullanmamaları gerekir.
*Aşırı tüketim sonucunda mide de ağrı ve yanmaya sebep olur.
*Tansiyon hastalarının tüketmeden önce doktorlarına danışmaları tavsiye edilir.
*Hamile ve emziren kadınların bu dönemlerde mutlaka uzak durması gerekmektedir.
*Epilepsi hastalarının da adaçayı kullanmaları önerilmez.
Adaçayı nasıl demlenir?
Adaçayının doğru hazırlanışı, kaynatılarak değil demlenerek hazırlanmasıdır. Birçok bitki çayında gördüğümüz demleme usulü, bazen siyah çay da dahil bitkinin içindeki besin değerinin taze tutulmasını sağlar. Çok fazla kaynatmak ise, bitkinin içindeki yararlı maddeleri zarara yani zehire dönüştürebilir. Eğer adaçayını 2 dakikadan uzun süre kaynatırsak toksik maddeye dönüşeceğinden zararlı hale gelecektir.

 

AKGÜNLÜK

Hindistan ve Afrika gibi sıcak iklime sahip ülkelerde yoğun olarak yetiştirilen Akgünlük ağacı, ortalama 8 metreye kadar ulaşabilen boyu ile oldukça dayanıklı ve uzun ömürlü bir bitkidir. Ağaçtan elde edilen sakız aroması ise akgünlük sakızı olarak isimlendirilmekte ve farklı birçok alanda başarıyla kullanılmaktadır. Bu sakızın üretim aşamalarında, ağacının gövdesi üzerine çeşitli çizikler atılarak açılan yarıklardan ağacın aromasının sızması sağlanır. Daha sonra havanın ve diğer dış faktörlerin etkisi ile ağacın dış kısmında kuruyan aroma kazınarak toplanır ve böylelikle akgünlük sakızı elde edilir.
Akgünlük Faydaları Nelerdir?
Akgünlük sakızı içerdiği birçok değerli organik asit ile modern tıpta sık sık tercih edilen bitkisel ürünler arasında yer alır. Ödem atıcı özelliğiyle bilinen bu sakız, vücudun çeşitli yerlerinde oluşan ağrı ya da sızı gibi sorunlarda büyük ölçüde iyileştiricidir. Cilt yüzeyinde meydana gelen ve uzun süre iyileşmeyen yaralarda, bu sakız sayesinde kısa sürede gözle görülür iyileşmeler sağlanabilir. Kurutma özelliği ile sıklıkla tercih edilen bu içerik, mide ağrılarında da alternatif tedavi yöntemi olarak kullanılabilir. Akgünlük faydalarına bakıldığında kekik ile karıştırılarak tüketildiği durumlarda dil tutulmasını çözdüğü gözlemlenmiştir. Tütsülenip de kullanıldığı zaman ise veba hastalığına karşı koruyucu bir teknik olarak uygulanabilir. Bulunduğu ortama hoş bir koku yayan akgünlük sakızı, hafıza güçlendirici özelliği ile en çok da ileriki yaşlarda oldukça faydalı olabilir.
Akgünlük faydaları saymakla bitmeyen doğanın en şifalı bitkilerindendir. Bu sakız ile mide ülseri problemlerinde, gastritte, nefes darlığı ve ses kısıklığında olumlu sonuçlar elde edilebilir. Öksürük sorunu olanlar her gün düzenli olarak bu sakızı tüketirlerse sıkıntılarının kısa sürede geçtiğini gözlemleyebilirler. İshale de çok iyi gelen akgünlük sakızı, idrar söktürücü ve iltihap giderici nitelikleri ile ülkemizde birçok hastalıkta tercih sebebidir.
Akgünlük Hangi Şekillerde Kullanılabilir?
Akgünlük sakızı tütsülenerek, macun, çay, krem ya da tonik şeklinde kullanılabilen oldukça kapsamlı bir içeriktir. Akgünlük faydaları arasında yer alan antiseptik etkisi sayesinde ciltteki yaraların üzerine macun şeklinde sürülebilir. Dıştan kolaylıkla uygulanabilecek bu yöntem ile kısa sürede yaraların kapanması ve toparlanması sağlanabilir. Macun olarak yara iyileştirmede kullanımının dışında mantar gibi cilt hastalıklarında da yine sorunlu bölge üzerine sürülmesi, bu rahatsızlıkların giderilmesinde çok etkilidir. Mide problemlerinde akgünlük sakızından faydalanmak isteyenlerin sakızı ısıtıp sulandırarak ve içerisine bir miktar bal atarak günlük şekilde tüketmeleri gerekir. Yine bir kap içerisinde ısıtılabilecek olan sakızın, ısının etkisi ile bırakacağı yağı tonik şeklinde sulandırılarak cilt temizliğinde tercih edilebilir ya da çay gibi demlenip içilebilir. Çay halinde tüketileceği durumlarda acı olan tadını içilebilir hale getirmek adına pekmez ya da bal yardımı ile tatlandırma işlemi yapılabilir.
Akgünlük Kullanımının Zararı Var mı?
Akgünlük sakızının kullanımının bilinen hiçbir zararı ya da yan etkisi yoktur. Ancak ciltteki yaralar üzerinde kullanılacağı durumlarda vücut yüzeyindeki yaraların kanamadığından emin olmak gerekir. Çünkü her ne kadar şifalı bir içerik olsa da, kanayan yara kolaylıkla iltihap kapabileceği için bu tür bir riske girmemek önemlidir. Bunun dışında bazı durumlarda akgünlük anne sütüne karışabileceği için, hamile ya da emziren bayanların doktorlarına danışmadan bu sakızı kullanmamalarında fayda bulunur.

 

ALIÇ

Alıç, gülgiller familyasından bir alıç türü. Ormanlarda yetişir. İlkbaharda açan çiçekleri beyaz ve pembedir. Meyveleri 6–10 mm çapında kırmızı ya da esmer kırmızıdır. Meyvelerinden reçel, marmelat ve macun yapılır. Kurutulan çiçek ve meyvelerinden infüzyon yolu ile de yararlanılır.

Alıçın faydaları…
Alıç 1. YY ‘da doktorlar tarafından kalp hastalıkları tedavisinde kullanılmaktaydı. Eskiden ilaç niyetine kullanılan alıç, şimdilerde pek fazla tüketilmiyor. Alıçın faydalarını öğrendikten sonra alıç meyvesini evinizden eksik etmeyeceksiniz.
Stresi azaltır
Yapılan bilimsel araştırmalar sonucunda alıç meyvesinin çekirdeklerinin sakinleştirici etkisi olduğu ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda alıç, kişilerde oluşan endişeyi kaygı halini ve vücuttaki ağrıyı hafifletmeye de yardımcı olmaktadır.
Tansiyonu düşürücü etkisi
Yapılan diğer bir bilimsel araştırmalarda ise alıç meyvesinin yüksek tansiyonu düşürücü etkisi, aynı zamanda şeker hastaları için tansiyonu dengeleyici etkisi olduğu söylenmektedir.
Yağ yaktırır
Alıç meyvesinin metabolizmayı hızlandırıcı etkisi bulunduğundan yağ yakıcı etkisininde olduğu bilinmektedir.
Hastalıklardan koruyor
Mevsiminde düzenli olarak bir avuç kadar tüketilen alıçın neredeyse tüm hastalıklardan koruyucu etkisi olduğu söyleniyor. Alıç bitkisinin harika bir antioksidan kaynağı olduğunu belirten uzmanlar, bağışıklığı güçlendirerek hastalıklardan kısa süre içerisinde kurtarıcı etkisi bulunduğunu da belirtiyorlar.
İshale hızlı bir şekilde etki eder
Alıç küçük bir meyve olmasına rağmen posa açısından da zengindir. Aynı zamanda potasyum kaynağı olan bu meyvenin ishali hızlı bir şekilde iyileştirici etksisi bulunmaktadır.
Hazımsızlık ve mide ağrılarına son veriyor
Yukarıda bahsettiğimiz ve meyvenin buruk bir tada sahip olmasına neden olan bu tanenler aynı zamanda midenin de düzenli çalışmasını destekliyor ve hazımsızlık, mide ağrıları gibi problemlere son veriyor.
Sıra faydalarını saymakla bitiremediğimiz bu meyveyi nerede bulabileceğimizi öğrenmeye geldi. Alıç meyvesi nerede bulunur ne zaman yetişir gibi soruların cevaplarını birazdan öğrenebileceksiniz.
Alıç meyvesinin kurusunu her mevsim aktarlardan satın alabilirsiniz. Ancak taze olarak alıç tüketmek istiyorsanız semt pazarlarından veya marketlerden Eylül- Ekim ve Kasım aylarından bulabilirsiniz.
Alıçın zararları
Alıç meyvesi düzenli olarak kullanıldığında sağlık için herhangi bir zarar teşkil etmez. Ancak ilaç kullananların ve özellikle kalp damar rahatsızlıkları olanların kullanmadan önce uzman bir hekime danışmaları tavsiye edilir. Çünkü faydalarını saymakla bitiremediğimiz alıç meyvesinin kalp üzerinde ciddi etkileri bulunmaktadır. Nasıl ki onkoloji hastalarına greyfurt ve nar tüketimi önerilmiyorsa, alıç meyvesi de kalp hastaları için tehlike teşkil edebilir.
Her zaman belirttiğimiz gibi hamile olanlarda veya böbrekleriyle alakalı sağlık sorunları yaşayanlara da kullanmadan önce bir uzmana danışmaları gerektiğini tavsiye ediyoruz.

 

ALOEVERA

Aloevera, ülkemizde “tıbbi sarısabır” olarak da anılan, ana vatanı Afirka olan bir bitki. Alametifarikası ise yapraklarının içinde bulunan jelimsi yapı. Bu yapı, aminoasit, mineral ve vitamin açısından oldukça zengin.
Öyle ki içinde B1, B2, B3 ve B6 vitaminleri başta olmak üzere 12 çeşit vitamin, kalsiyum, demir, potasyum gibi toplam 20 farklı mineral ve alanine, arginine gibi adını pek bilmediğimiz ama vücudumuz için oldukça faydalı olan 18 farklı aminoasit olduğu söyleniyor.
Aloeveranın faydaları
Cildin en büyük destekçilerinden olan aloevera, güneş nedeniyle oluşan yanık ve lekelenmelerin kısa sürede geçmesini sağlıyor.
• İçindeki protein, mineral ve vitaminler sayesinde kollajen üretimini artırıyor, bu da cildin yaşlanmasını geciktiriyor.
• Yine kollajen üretimini artırdığı için ciltte çeşitli kazalar nedeniyle oluşan yanık ve tahrişlere iyi geliyor.
• Özellikle kuru bir cilde sahip olanların ciltlerini nemlendirmede önemli görevler üstleniyor.
• Jelimsi yapısı sayesinde sivilce ve akne tedavisinde merhem olarak kullanılabiliyor, sivilcelerin daha hızlı yok olmasına yardımcı oluyor.
• Aloevera kullanılarak hazırlanan çaylar, bitkinin antioksidan özelliği sayesinde vücudu hastalıklara karşı koruyor. Ancak bu çayları güvenilir yerlerden almanız da önem taşıyor.
• Yine aloeveranın çay olarak tüketilmesi kalp ve damar rahatsızlıklarına yakalanma riskini azaltıyor.
• Aloevera, antibakteriyel özellikler gösterdiğinden böcek ya da sinek ısırıklarında kaşıntıyı yok etme ve ısırılan bölgede bakteri üremesini durdurma gibi olumlu etkiler gösteriyor.
• Ciltte oluşan renk farklılıklarının hafiflemesini hatta çoğu zaman yok olmasını sağlıyor.
• Aloeveranın içinden çıkarıp bir kaba biriktirdiğiniz jel ile saç diplerinizi masaj yaparak ovup ardından yıkadığınızda kepek sorununu ortadan kaldırıyor.
• Banyo yaptıktan sonra nemli ya da kuruyken saçınıza uyguladığınızda ise saçlardaki elektriklenmeleri gideriyor ve düzleştiriyor.
• Yağlı ciltlerde yağın dengelenmesine yardımcı olarak sürekli parıldamayan ama sağlıklı bir cilde sahip olmaya ön ayak oluyor.
• Aloevera, bazı ciltlerde alerjik reaksiyonları yatıştırıcı etkiler gösterebiliyor, bu nedenle aloevera jeli ya da jelinden elde edilen sabunlar bulunuyor.
• Aloevera tüketimi, antioksidan özelliği nedeniyle sinir sistemine de iyi geliyor, sinirlilik, uykusuzluk gibi sorunların üstesinden kolayca gelmenize yarıyor.

Aloevera nasıl yetiştirilir ?
“Aloevera madem bu kadar faydalı, evde yetiştirsem ya” diyenleri böyle alalım. Evde aloevera yetiştirmek için bilmeniz gereken birkaç konu var.
Öncelikle, saksıda aloevera yetiştirmek için seçeceğiniz toprağa önem vermelisiniz. Toprağın humuslu ve geçirgen yapıda olması bitkinin sağlıkla büyümesi için olmazsa olmazlardan.
Güneşi seven bir bitki olan aloeverayı, evinizde en çok güneş gören yere koymanız da en az toprağı kadar önemli. Ancak hemen endişelenmeyin, soğuk havalarda da -7 dereceye kadar dayanabiliyor. Yine de ideal sıcaklıkta olması için minimum 8-10 derecede tutuluyor olmalı, aklınızda bulunsun.
Sulama konusuna gelirsek, öyle her gün her gün sulanmayı beklemiyor aloevera. Özellikle kış aylarında toprağı çok kurursa bir miktar sulanıyor hatta hiç sulanmasa bile yaşamaya devam ediyor, yazın da aynı şekilde az ama daha sık bir şekilde sulamanız yeterli oluyor.
Sularken suyun yapraklara değmemesine de dikkat etmeniz gerekiyor. Aksi takdirde bitkinizde çürümeler meydana gelebiliyor.
Küçük saksılarda uzun süre yaşayabilen aloeveranın saksı değişim zamanı ise 2-3 yıl gibi uzun bir süre. Sık sık toprak ya da saksı değişimi yapmak aloevera için hiç de doğru bir tercih değil anlayacağınız.
Aloeveranın yan etkileri
Aoleveranın kullanım alanları oldukça gelişmiş olduğundan, özellikle alerjiye eğilimli ciltlerde yan etkilere neden olabiliyor.
Eğer aloevera kullanırken derinizde herhangi bir değişim, kuruluk ya da kızarıklık görürseniz doğrudan bir doktora gitmeniz ve aloevera kullanmayı hemen bırakmanız gerekiyor.
Aloeverayı ağız yoluyla tüketmeniz ise diyabet ve kalp rahatsızlığı olanlara kesinlikle tavsiye edilmiyor. Aşırı ya da yanlış tüketimi sonucu ishal, halsizlik, düzensiz kalp atışları gibi sonuçlar doğurabileceğinden doktora danışmadan aloevera tüketmek asla doğru bir tercih olmayacaktır.
Son olarak, hamilelik ya da emzirme dönemlerinden kadınların ve herhangi bir ciddi rahatsızlığı olanların da tüketmesi pek tavsiye edilmiyor.
Bu nedenle tekrar etmekte fayda var, aloeveranın yararlarını değerlendirmek adına yanlış adımlar atmamalı, doktorunuza sormadan harici ya da dahili olarak tüketmeye başlamamalısınız.

 

ALTIN ÇİLEK

Vitamin ve mineral şampiyonu olan altın çilek yumuşak kabuklu ve cherry domatesi andıran turuncu bir meyve.
Özellikle güneşli ve ılıman iklimlerde yetişen altın çilek, tatlı ve lezzetli bir meyvedir. Yaprakları tarafından tamamen hapsedilen altın çilek, Güney Amerika menşeilidir. İnka ve Peru meyvesi olarak da bilinen altın çileğin sırf Meksika’ya has 46 türü olduğu bilinmektedir.
Yarım metre ila 3 metre yüksekliğine oluşan otsu bir bitki olan altın çilek, bir yıllık ya da çok yıllık olabilir.
Farklı toprak türlerine uyumlu olan altın çilek verimsiz topraklarda ve saksılarda yetişilmesi zor bir bitkidir. Tohum yoluyla üretilen altın çileğin bazı türleri, diğer bitkilerden polen alarak döllenir. Yani üreme yöntemi de farklılık gösterebilir.
Pek çok farklı türü olan altın çileğin, bazı türleri yenilmemektedir. Ancak tipik bir altın çilek türü doku olarak domatese benzer. Tat olarak çilek ve ananas karışımı bir tada ve orta düzeyde bir asidik yapıya sahiptir
Altın Çileğin Faydaları
Altın çilek, son derece besleyici ve sağlıklı bir meyvedir. Özellikle mineral ve vitamin bakımında oldukça zengin olan altın çilek, lifli yapısı nedeniyle de sindirim sisteminin dostudur.
C ve E gibi antioksidan vitaminler içerek altın çile aynı zaman da B1, B2 ve B3 vitaminleri açısından da şahane bir meyvedir.
Vitaminlere ek olarak potasyum, magnezyum, manganez, fosfor, demir, sodyum gibi mineraller de içeren altın çilek, hakikaten tam bir hayat kaynağıdır.
Şimdi gelin isterseniz bu mucizevi meyvenin faydalarına biraz daha yakından bakalım.
Antioksidan Kaynağıdır
Altın çilek C vitamini bakımından oldukça zengindir. C vitamini çok iyi bir antioksidandır. Antioksidanlar da vücuttaki serbest radikalleri ortadan kaldırır. Antioksidanlar yine aynı şekilde bakteri ve virüslerin baş düşmanıdır. Bu nedenle belli hastalıkların önlenmesinde antioksidanları büyük payı olduğu düşünülmektedir.
Yine aynı şekilde bol vitamin, mineral ve antioksidan içeren altın çilek karaciğeri ve böbrekleri olumlu şekilde besler. İki organ da toksinlerin vücuttan atılmasında temel rol oynadığı için altın çileğin değerini bu şekilde anlayabiliriz. Vücudunuzda ne kadar az toksin varsa o kadar dinç ve canlı hissedersiniz.
Lif Kaynağıdır
Altın çilek çok iyi bir lif kaynağıdır. Lifler sindirim sisteminin çalışmasına katkı sağlayan maddelerdir. Bu noktada liflerin kalın bağırsakları toksik maddelere karşı koruduğunu belirtelim. Keza lifler bağırsaklardaki besin emilimini artırarak tükettiğimiz besinlerde daha fazla faydalanmamızı sağlar.
Diyabete İyi Gelir
Altın çileğim içinde bulunan bazı bileşikler, karbonhidratın içinde bulunan şeker emilimini yavaşlatır. Bu da vücudun meyve şekeriyle dolmasını önler, insülin salımını dengeler. Vücuttaki şeker seviyesinin dalgalanması diyabetin temel nedenlerinden biridir. Bu bağlamda altın çilek, diyabet hastalarının kan şekerini kontrol etmelerinde önemli rol oynayabilecek bir meyvedir.
Sindirim Sistemine Katkı Sağlar
Altın çilek lifli yapısı nedeniyle sindirim sistemine büyük fayda sağlar. Besinlerin kalın bağırsakta daha iyi emilmesini sağlar. Aynı şekilde kalın bağırsaktaki yararlı bakterilerin hayatlarını sürdürebilmeleri açısından da lifler büyük öneme sahiptir.
Düşük Kalorilidir
Altın çilek yemek size kilo aldırmaz. Bu durum düşük kalorili olmasıyla yakından alakalıdır. 100 gram altın çilekte sadece 49 kalori vardır. Bu da yüzden hem besleyici hem de lifli yapısı hem de lezzetli olması nedeniyle altın çilek tam bir diyet meyvesidir diyebiliriz rahatlıkla.
Yani diyet yapan kişiler, salatalarını tatlandırmak için altın çilek ilave edebilirler. Lifli yapısı nedeniyle altın çilek yiyen kişilerin uzun süre tokluk hissedeceklerini de söyleyebiliriz. Yani dört dörtlük bir diyet besinidir altın çilek.
Kanser Düşmanıdır
Kanser günümüzün en korkulan hastalıklarından biridir ve şimdiye kadar kansere çare bulunmuş değildir. Risk tehlikesi ise günümüzde kötü beslenme, hava kirliliği gibi nedenlerle tavan yapmış haldedir. Ancak yine de sağlıklı beslenme ve sporun kansere yakalanma riskini azalttığı bilinen bir gerçektir. Bu noktada beslenmenize altın çileği de ekleyerek pek çok kanser türüne yakalanma riskini azaltabilirsiniz. Antioksidan içeriği nedeniyle altın çilek serbest radikallerin oluşmasını engeller. Serbest radikal olarak bilinen zararlı hücreler DNA yapısına zarar verir ve kanserli hücrelerin oluşmasına neden olur. Altın çilek kanseri önler diyemiyoruz maalesef, ancak yine kanser riskini azaltan besinlerin başında geldiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.
Bağışıklık Sistemini Güçlendirir
Altın çilek tüketmenin bir diğer avantajı, içeriğindeki C vitamininden istifade etmektir. C vitamini genel olarak sağlığımızda büyük bir rol oynar. Güçlü bir antioksidan olması nedeniyle vücudumuzu hastalıklara karşı korur. C vitamini adeta İtalya milli futbol takımının defans hattı gibidir. Bir porsiyon altın çilek günlük C vitamini ihtiyacının yarısını karşılayabilir. Özellikle kış aylarında nezle, grip gibi hastalıklara karşı korunmamızı sağlayabilen altın çilek bağışıklık sisteminin dostudur.
Kolekstrolü Düşürür
Altın çilek suda çözülmeyen lif içerir. Bu lifler de zararlı yağların, kolekstrolün, zararlı lipoproteinlerin miktarını azaltır. Zararlı yağlar ve kolekstrol ise vücutta kalp krizi gibi pek çok rahatsızlığın altındaki temel nedenlerdir. Dolaylı da olsa altın çileğin kalp krizi riskini azalttığını söyleyebiliriz.
Kansızlığa İyi Gelir
Kansızlık (anemi) vücutta hemoglobinin az salgılanması nedeniyle oluşur. Altın çilek de demir bakımından zengin bir besin olması nedeniyle hemoglobin oluşumuna katkı sağlar. C vitamini de vücutta demir mineralinin tutulmasını sağlar ve o da kan oluşumuna yardım eder. Kansızlık çekiyorsanız altın çilek tüketimini artırmalısınız kısaca.
Cilde ve Saçlara İyi Gelir
Sağlıklı cildin temelinde sağlıklı beslenme yatar. Altın çilek ve mineral bakımından oldukça faydalı bir besin olması nedeniyle cildinizi yararlı bir meyvedir.
İçerdiği antioksidan maddeler, serbest radikallerle savaşır; cildin erken yaşlanmasını, kırışıklıkları ve lekeleri önler. Yine aynı şekilde vücuttaki toksinleri atmaya yarayan altın çilek, akne ve sivilcelerin de baş düşmanıdır.
Bununla birlikte sağlıklı saçlara sahip olmak istiyorsanız sağlıklı beslenmeli ve saçlarınıza bakım yaptırmalısınız. Ancak burada önemli olan dışsal müdahalelerden ziyade beslenme şeklidir. Saçlar, vitamin ve mineral ağırlıklı bir beslenme şeklinden oldukça olumlu etkilenirler.
Altın çilek de B, C ve E vitaminleri ile pek çok mineral bakımından oldukça zengin olması nedeniyle saçlarınızı gür, sağlam ve sık hale getirir; saçların dökülmesini önler.
İltihapları Önler
Altın çileğin ana vatanı sayılan Peru’da asırlar evvel yaşayan İnka halkı, altın çileği bir tür şifa olarak görüyordu. Modern araştırmalar ise altın çileğin İnkaların düşündüğü kadar şifa verici bir meyve olduğunu ortaya koymuş durumda. Öyle ki altın çilek, iltihaplanmaya karşı kudretli bir meyvedir. Bronşit, astım, egzema, eklem ağrıları ve baş ağrılarının temelinde yer ödem ve ilhitap oluşumunu engelleyen altın çilek mutlaka düzenli olarak tüketilmesi gereken bir meyvedir.
Gözlere İyi Gelir
Altın çilek içinde bulunan karaten nedeniyle göz sağlığına çok iyi gelir. Karaten görme sistemindeki baskıyı elimine eden ve katarakt oluşumunu engelleyen bir bileşik olduğu için yaşlılığa bağlı görme kayıplarını önlemede etkili bir maddedir ve altın çilekte bol miktarda bulunur!
Altın Çilek Nasıl Seçilir ve Nasıl Tüketilir?
Altın çilek alırken meyvenin parlak renkli olmasına ve dış kabuğunun zarar görmemiş olmamasına dikkat edin. Serin bir ortamda birkaç gün dayanabilen altın çilek özellikle çiğ yendiğinde oldukça lezzetlidir, ancak yine de pişirilerek de tüketilebilir. Bilhassa reçeli şahane olan altın çilek pasta, turta ve cheesecake gibi tatlılarla muhteşem uyum gösteren bir meyvedir.

 

 

ALTIN OTU

Adını altın gibi olan renginden ve dalından koparılıp kurutulmasına rağmen renginin solmamasından alır. Halk arasında güneş çiçeği olarak da bilinir. Bilimsel adı HelichrysumArenarium ‘dur. Aktarlarda faydalı bir bitki olarak satılmasına rağmen, görüntüsü nedeniyle süs bitkisi olarak da yaygın kullanılır. Altın otundan, çay ve yağüretilir. Bu yağ, başta kozmetik olmak üzere pek çok farklı alanda kullanılır. Altın otu genellikle kayalıkların etrafında yetişir, bu nedenle yüksek dağlarda çok sık görülür. Popülerleşmesinden önce yıllar boyunca, yetiştiği bölgenin etrafındaki yerli halklar tarafından bir şifa kaynağı olarak görülmekteydi.

Altın Otu Nasıl Kullanılır?
Altın otu en sık çay olarak kullanılır. Şemsiye şeklinde uzanan çiçekleri olan altın otu, dallarından kesilerek toplanır. Dalları ile birlikte kurutulur ve daha sonrasında tamamen nemsiz bir ortamda kuruyan çiçekler dalın üzerinden toplanır. Toplanan bu kurumuş çiçekler altın otu çayı olarak satılmaktadır. Aktarlarda ve bazı marketlerde bulunabilen bu çay, 1 bardak suyun içerisine 3 veya 4 çiçek konulacak şekilde kaynar suyun içerisinde demlenir. 10 – 15 dakika kadar demlendikten sonra çiçekler süzülür ve acımsı tadı yok etmek için bal ile tatlandırılabilir
Altın Otunun Faydaları Nelerdir?
Altın otu prostat ve böbrek sorunları olanlar için adeta bir mucize olarak görülmektedir. Yoğun idrar söktürücü ve idrar yolları düzenleyici etkisi bulunmaktadır. Böbrekler üzerinde büyük etkisi olduğu için insanlarda zayıflama çayı olduğuna dair bir algı da oluşmuştur. Bu algının asıl nedeni altın çayının, böbrekleri çalıştırarak idrar çıkışını arttırmasıdır. Vücuttan idrar çıkışı olması su kaybına sebep olur ve buna bağlı olarak 1 – 2 kilo kayıp yaşanabilir. Fakat bu kayıp kesinlikle kalıcı değildir, sadece bir yanılsamadır. Yine de kilo vermek isteyenler takviye amaçlı olarak kullanabilirler.
Böbreklerde oluşan kum ve taşların dökülmesinde, idrar yolu iltihaplarının giderilmesinde büyük fayda sağlar. Ayrıca mideye iyi gelerek gastrit gibi mide yanması oluşturan sorunlara iyi gelir. Zaten altın otu ile ilgili araştırma yaptığınızda, karşılaştığınız ilk cümle “mide dostu” olacaktır.
Bunlardan başka hemoroid tedavisinde, safra ve pankreas salgısını artırmada, romatizma ve kireçlenme gibi ağrılarda da altın otunun belirgin faydaları bulunmaktadır. Altın otu öğütülerek de pek çok hastalığa şifa olmaktadır. Pelin otu ile beraber ezilmesi sonucu iltihaplı yaralara pansuman yapıldığında iltihabı iyileştirici etkisi bulunmaktadır. (Pelin Otu Nedir?) Bununla beraber varis gibi sorunlara da iyi gelmektedir. Altın otu yağı egzama, siğil gibi vücuttaki yaralara sürüldüğünde büyük iyileşme görülmektedir. Yağ ayrıca kozmetik ürünü olarak kullanılır; cilt nemlendirmesi ve sıkılaştırması gibi özelliklerinden yararlanılır.

Altın Otunun Yan Etkileri Nelerdir?
Altın otunun bilinen herhangi bir yan etkisi henüz yoktur. Yine de bir maddeyi vücutta denemeden önce alerjen olup olmadığını öğrenmekte ve doktora danışmakta büyük fayda vardır. Ve yine diğer tüm şifalı bitkiler yazımızda belirttiğimiz gibi, aşırı kullanımdan kaçınmalı, günde en fazla 2 fincan tüketilmelidir.

 

ANASON

Vatanı, Asya’dır. Maydanozgillerden; yarım metre kadar yükseklikte bir bitkidir. Yaprakları yuvarlak veya böbrek şeklindedir. Çiçekleri beyazdır; meyveleri küçüktür. “Anason” denilen meyvelerinde “Anethol” vardır. Kokucu ve yakıcı lezzettedir. Temmuz ve Ağustos aylarında toplanır.
Faydaları
Anason öncelikle gaz söktürücü, mideyi güçlendirici ve öksürüğü yatıştırıcı olarak çok faydalıdır.
Sürekli hıçkırıklarda bir bardak anason çayı denenebilir.
İştah açıcıdır, yemeklere karşı duyulan tiksintiyi giderir.
Yatıştırıcı ve sindirimi kolaylaştırıcı olarak kullanılır.
Uykusuzluğa karşı da denenebilir.
Bebeklere ve küçük çocuklara gaz sıkıntılarında ve öksürüklerde anason çayı içirilmelidir.
Tadı ve kokusu hoş olmayan bitki çaylarına veya bitkisel kaynaklı ilaçlara aroma katkısı olarak da kullanılabilir.
Anason çayı, yeterli olmayan anne sütünü arttırır.
İdrarı artırır.
Kusmaları ve ishali keser.
Sinirleri yatıştırır.
Migren ağrılarını keser.
Beyin yorgunluğunu giderir.
Astım, nefes darlığı ve bronşitte görülen şikayetleri giderir, öksürüğü keser.
Genç kızların göğüslerinin dolgun ve dik olmasını sağlar. Yaşlılarda ise, göğüs sarkmasını önler.

Saklanması : Tohumlar dövülerek ayrılır ve kapalı kaplarda ışıktan koruyarak serin ve kuru yerlerde saklanır. Öğütülerek saklanırsa kokusunu hızla kaybeder. Her yıl tazelenmelidir.

Hazırlama Şekli : Çayı, 1 dolu çay kaşığı öğütülmüş tohum 150 ml kaynar su ile haşlanır, ağzı kapalı 10 dakika demlenir, süzülür. Sıcak olarak günde 2-5 fincan içilebilir.

Uyarı: Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Ancak, aybaşı kanamaları ve hamilelik döneminde kullanılmaz.

Fazla miktarda kullanıldığı zaman uyuşukluk verir.

 

ARDIÇ

İğne yapraklı bir ağaç çeşidi olan ardıç; servigiller ailesindendir. Çoğumuzun bilmediği ilginç bir türeme biçimi vardır. Yere dökülen ardıç tohumlarını yiyen ardıç kuşları; bu tohumları sindirim sisteminde işler ve tohumlar kabuklanarak kuştan dışkı yolu ile toprağa düşer.Bu yolla çimlenip ardıç fidanı filizlenir. Bu nedenle ardıç kuşları, adını ardıç ağacından almıştır. İçeriğinde birçok şifa bulunan ardıç meyvesi, Orta Çağ’ dan beri yabani meyveler içinde en fazla değer verilen olmuştur. Eski tarihlerden bu yana ardıcın, insanları “veba” gibi önemli hastalıklardan koruduğuna inanılmıştır ve birçok yerde evlerin etrafına ardıç dikilmiştir.

Ovalar, bataklıklar ve orman gibi dağlık alanları seven ardıç; çok geniş bir yetişme alanına sahiptir.Diğer ağaçlara nazaran büyüme şekli biraz daha yavaştır. Siyah meyvesi olan ardıç, 10 metreye kadar uzayabilir. Bünyesinde silisik asit bulunması ve sert-iğneli yapısı zor iklim şartlarında bile rahatça yetişebilmesini sağlar. Bu yüzden yaz-kış yapraklarını dökmeyen bir ağaç türüdür. Ülkemizde çok sayıda ardıç çeşidi bulunmaktadır. Bunlar gerek yemeklerde gerekse ilaç ve esans üretiminde kullanılmaktadır.

Ardıç Faydaları:
• Ardıç, romatizma hastalıklarında, çarpma ve burkulma gibi kazalarda ağrı kesici özelliği olması faydaları arasındadır. Hareket kabiliyetini arttıran ardıç, bu tip rahatsızlıklar temel kullanım alanıdır. Vücutta meydana gelen herhangi bir kramp ta rahatlamayı sağlar.
• Yemişlerinde bulunan C vitamini, diş etlerini güçlendirir ve kötü kokan nefesi yok eder.
• Güçlü bir idrar sökücü olan ardıç; soğuk algınlığı ve kalp yetmezliği gibi hastalıklarda da kullanılmaktadır.
• Antiseptik özelliği sayesinde, selülit gibi haricen deri rahatsızlıklarında faydalanabileceğiniz bir bitkidir.
• Vücut direncini yükselterek zinde kalmanıza katkıda bulunur.
• Akciğer ve bağırsaklarda oluşan enfeksiyonlarını tedavi etmede yardımcı olur ve midenin daha iyi çalışmasını sağlar. Ayrıca hazımsızlığı giderip gaz sancılarını rahatlatıcı olması, ardıcın faydaları arasındadır.
• Bayanlarda adet düzensizliğine, adet sancılarına ve beyaz akıntı sorununa da çözüm olabilmektedir.
• Taze yapraklarından yapacağınız çay fazla kilolarınıza, yemişlerini ezerek elde edeceğiniz şurup ise öksürük probleminize iyi gelmektedir.
Hem meyvesi, hem tohumları, hem de yaprakları oldukça yararlı olan ardıç faydaları bu kadar çoktur. Fakat; hamilelerin ve böbrek rahatsızlığı olan kişilerin kullanımı kesinlikle sakıncalıdır. Ayrıca 6 aydan fazla kullanım süresi uzatılmamalıdır.

 

ARGAN YAĞI

Argan, Afrika kıtasının kuzey bölgesinde yer alan Fas’ta yetişen bir ağaç türüdür. Argan yağı ise, bu ağacın tohumlarından çıkarılan yağdır.
Bu bölgede argan yağı, çok eski zamanlardan itibaren sağlık amaçlı olarak yemeklerde kullanılmış ve hala da kullanılmaya devam etmektedir.Günümüz dünyasında sağlık faktörünün ne kadar önemli noktaya geldiği düşünüldüğünde, argan yağı da paralel olarak önemini artırmaktadır. Argan ağacı, ülkemizin konumu itibariyle ülkemizde yetişmediği için, argan yağının bilinirliliği pek yoktur. Fakat, bu yağ özellikle kadınların hayatında önemli bir yer tutar. Çünkü güzellik için kullanılmakta olan kozmetik ürünlerinin hepsinde, argan yağı kullanılmaktadır.
Argan ağacı nasıl bir ağaçtır?
Özellikle güzellik sektörünün önemli bir parçası haline gelen argan yağı üretmek için, argan ağacının özenle yetiştirilmesi gerekir. Argan ağacının yaprakları sarı ve yeşil renktedir ve şekli itibariyle zeytin ağacına benzer. Bu ağaç dünya üzerinde sadece Fas’ta yetişmektedir. Boyarı itibariyle çok yüksek olmayan bu ağaç türü, yaklaşık 10 ile 15 metre arasında uzar. Bu ağaçların ömrü ise, bir hayli uzundur.
Argan ağacı 200 yıl kadar yaşayabilmektedir. Bu ağacın meyvesi sert kabuklu bir yapıdadır. Sertliği ise ceviz ve badem kabuğuna benzer. Argan yağı, ağacın sert kabuklu meyvelerinden elde edilmektedir. Ağacın meyveleri mayıs ayı itibariyle olgunlaşmaya başlar. Meyvelerin toplanma süreci ise, Haziran ve Temmuz aylarında olmaktadır. Argan ağacı, dikenli bir ağaçtır ve bu nedenle bu meyvelerin toplanma süreci bir hayli zordur. Argan ağacı, bir özelliğiyle ne kadar değerli bir ağaç olduğunu kanıtlamıştır. Bu ağaç türünü, Unesco koruma altına almış durumdadır.
Argan yağı nasıl elde edilmektedir?
Argan ağacının sert kabuklu meyveleri toplanır ve bu meyvelerin içindeki yumuşak yapıdaki çekirdek, kabukların kırılmasıyla çıkartılır. Ardından çıkan çekirdekler, ilk önce kavrulma ardından ise öğütme işlemlerine uğrar. Öğütme işleminin ardından, çekirdeklerin iç kısımlarından kahverengi bir madde çıkar ve bu madde hamur gibidir. Hamur kıvamındaki bu maddeye su katılır ve yoğrulma işlemi başlar. Hamur suyla beraber yoğrulurken, argan yağı ortaya çıkmaktadır.
Argan yağının yararları nelerdir?
Argan yağı, üretildiği ağacın dünya üzerinde tek bir yerde yetiştiğinden dolayı oldukça kıymetli bir yağdır. Üretim aşaması ise, çok zahmetlidir. Argan yağı, içerisinde E vitamini içerir. Bu vitamin, cildin kurumasını engeller, cildi nemlendirir ve de cilt hücrelerini yenileme fonksiyonunda bulunur.
Argan ağacından elde edilen ve tamamıyla doğal olan argan yağı, cilt, tırnak, el, ayak, yüz ve saç için faydaları olan bir yağdır. Kırışıklık sorununa oldukça iyi gelen bu yağ, böyle bir sorunu olanlar için mükemmel bir fırsattır. Ayrıca bu yağ, saçlarda kullanıldığı takdirde saçların çok canlı ve parlak görünmesini sağlamakta ve aynı zamanda saçlarda meydana gelebilecek kırıkları engellemektedir.
Sağlık ve güzellik açısından oldukça önemli faydaları bulunan argan yağı, doğru bir şekilde kullanıldığı takdirde güzellik kavramına çok büyük artılar katmaktadır.

 

ARI SÜTÜ

Arı sütü, işçi bal arılarının ürettiği sütsü bir salgıdır. İçeriği coğrafya ve iklime bağlı olarak değişiklik gösterir. Bu ürün kraliçe arının gelişimi ve beslenmesi için kullanılması dolayısıyla İngilizce’ de “royal jelly” (kraliyet jölesi) adını almaktadır. Arı sütü polen ile sıkça birbirine karıştırılır ama bu iki ürün birbirinden tamamen farklıdır. Arı sütü, bal, polen, balmumu özellikle bal arılarından elde edilen ürünler olsa da birbirinden neredeyse her bakımdan ayrılır.

Arı sütü, larvaların beslenmesinde ve ayrıca yetişkin kraliçeler için kullanılan bir bal arısı salgısıdır. İşçi arıların salgı bezlerinden salgılanır, cinsiyete veya sosyal sınıfına bakılmaksızın koloni içindeki bütün larvalar bu salgı ile beslenir.

İşçi arılar, yeni bir kraliçe yetiştirmeye karar verdiğinde (bu genellikle eski kraliçenin zayıflaması ya da ölmesi nedeniyle olur), birkaç küçük larva seçer ve onları özel olarak inşa edilmiş kraliçe hücrelerinde bol miktarda arı sütü ile besler. Bu beslenme türü, yumurtalara kraliçe olmak için ihtiyaç duydukları gelişmiş yumurtalıklar dahil olmak üzere, kraliçe morfolojisini sağlar.

Arı Sütünün Faydaları

Bilimsel araştırmalarda en yüksek besin değerlerine sahip içecek seçilen arı sütünün birçok faydası vardır. Binlerce çiçek özünün içinde bulunduğu arı sütünün hangi sağlık sorunlarına faydalı olduğunu sizler için araştırdık. İşte doğal ilaç olarak kullanılan arı sütünün inanılmaz faydaları…
Arı sütü, arıların yutak bezlerinde salgıladıkları bir maddedir. Bu süt, bal arılarının; enzimleri, bal özleri ve taşıdıkları milyonlarca çiçek özünden oluşur. Kıvamı koyu sarı ve beyazdır. Tadı ekşidir ve kesin bir kokuya sahiptir. Arı sütünün ürüme organları üzerinde olumlu etkisi vardır. Çünkü içerisinde üremeyi artıran enzim ve hormonlar bulunmaktadır. İçerisinde doğada bulunan bütün vitamin, mineral ve maddeleri barındırır.
– İçerdiği antioksidan sayesinde bağışıklık sistemini kanserli hücrelere karşı güçlendirir.
– Sporcuların kemik yapısını güçlendirerek yaşanma ihtimali olan eklem ve kas ağrılarını önler. Ayrıca ciltlerinde tahriş sonrası enfeksiyon kapma olasılığını da sıfırlar.
– Kan basıncını dengeleyerek, damar sertleşmesi ve kalp hastalıklarını önler.
– Gece yatmadan önce bir kaşık tüketildiğinde uyku problemini ortadan kaldırır. Aynı zamanda uyurken vücut hücrelerinin daha sağlıklı yenilenmesini destekler.
– Ciltteki yaşlanmaya neden olan hücrelerin oluşumunu engelleyerek, genç hücrelerin sayısını artırır. Aynı zamanda yara, darbe ve çiziklerin iyileşmesini hızlandırır.
– Vücudun hareket direncini arttırır.
– Kanda bulunan zararlı toksinlerin sayısını azaltarak eklemlerde oluşma ihtimali olan ödemleri engeller.
– Anne karnındaki bebeğin bedensel ve zihinsel gelişimini destekler.
– Hafızayı güçlendirdiği için alzheimer hastalığı riski olan kişilerin sürekli tüketmesi gereken bir besindir.
– Mide ve bağırsak faaliyetlerini düzenler, sindirimi kolaylaştırır. Kabızlık ve şişkinlik rahatsızlıkların risklerini azaltır.
– Kullandığınız şampuanın içerisine iki çay kaşığı eklerseniz. Saç dökülmesini engelleyerek, saçın hacmini artırır.

 

ASLAN PENÇESİ

Aslan pençesi, Allcemillavulgaris adıyla bilinen bitki, halk arasında aslan ayağı, şebnemli, hizmetçi kız, tavşan ayağı, kadın mantosu gibi isimlerle de bilinir. Daha çok dağlık alanlarda, yükseklerde nemli çayırlarda, orman kenarlarında doğal olarak yetişen bir bitkidir. Aslan pençesi güzel görünümü, 7-9 parmaklı olan yapraklarının kenarları dişli olur.
Sapları yüksek olmasa da, sağlam yapılıdır. Sarımsı yeşil renkte olan yaprakları Mayıs ayından Haziran ayına kadar görülebilir. Bu aylar dışında da görülmeleri mümkün olabilir. Çiçekleri açtığında tamamı toplanır, diğer zamanlarda sadece yaprakları toplanarak, gölge bir yerde kurutulur.
Aslan pençesinin faydaları nelerdir?
• Bu bitki özellikle kadın hastalıkları üzerinde etkili olur. Adet düzensizliklerinde, rahim akıntılarında, rahim sancılarında, menopoz dönemi etkilerinin azaltılmasında, ergenliğe geçme döneminde civan perçemiyle birlikte kullanıldığında adetleri düzenler ve geciken adetin başlamasına yardımcı olur.
• Gebelik sırasında oluşan baş dönmelerinin giderilmesinde etkili olur.
• Vajinal banyo, el ayak banyosu sırasında 1 litre suyun içinde 2 avuç kadar aslan pençesi kaynatılarak kullanılabilir.
• Kangren, kırık yaralarında, apseli yaralarda, çıbanlarda iyileştirme etkisi bulunmaktadır. Bu durumlarda çayı hazırlanabilir ya da ezilerek haricen bölgeye tatbik edilerek kullanılabilir.
• Kanamaları durdurmak için, lapası hazırlanarak her 10 dakikada bir bölgeye haricen tatbik edilir.
• Kalbin güçlenmesinde ve skleroz rahatsızlığında etkili olur.
• Peklik verici ve kuvvetlendirici olarak kullanılabilir
• Kas yorgunluğunda, kas erimesinde, demir eksikliğinden kaynaklanan kansızlık durumunda, çoban çantası bitkisiyle birlikte kullanılırsa çok faydalı olur.
• Diş çekimi sonrasında ağızda gargara yapılarak ya da çayı içilerek kullanılırsa, yaranın iyileşmesinde etkili olur.
• Gebelikte düşük riski yüksek olan kadınlarda kullanılırsa, rahim kaslarını güçlendirir, kas yorgunluğunu giderir ve bununla düşük riskini azaltır. Aynı zamanda zor doğumları olanlarda, doğum yaralanmalarında etkili olur. Gebelikte bu riskleri olan kadınlar, ilk üç aydan sonra aslanpençesi çayı içebilirler. Lohusa olan kadınlara da 10 gün kadar bitkinin çayından önerilir.
• Rahim sarkması ve fıtıklar içinde, çoban çantası bitkisiyle birlikte kullanımı önerilir. Bu rahatsızlıklarda mümkün olduğu kadar taze toplanan bitkiyle hazırlanan çay içilmelidir.
• Sara hastalarında ve kasları gelişmemiş olan çocuklarda, aslan pençesi çayı önerilir. Çocukların güçsüzlüğü varsa, banyo sularına aslan pençesi konulabilir. Her banyoda 200 gram bitki kullanılması yeterlidir.
• Vücuttaki yağ birikimlerinde kullanılabilir. Fazla sıvı birikimine idrar söktürücü özelliğiyle iyi gelir. Özellikle yükseklerde yetişen yapraklarının altı parlak gümüş renkte olanlar bunun için uygundur. Bunun çayı hazırlanarak, günde 3 fincan içilebilir.
• Şeker hastalarında, uyku düzensizliği olanlarda, sindirim bozukluğu çekenlerde olumlu etkileri olur.
• Göz hastalıklarında kullanılır, yarım bağ ağrısında, soğuk algınlığında etkili olur.
• Hasta olanlar 2 avuç aslanpençesini bir litre suda 10 dakika kaynatıp, içerse kendilerini hemen toparlarlar.
Aslan pençesi kullanım biçimleri
Çay olarak: 1 fincan suyun içinde 1 çay kaşığı aslan pençesi koyularak, haşlanır. Kısa süre demlendikten sonra içilebilir.
Kompres yaparak: Taze toplanmış aslan pençesi yıkanarak, ezilir. Bu hasta olan bölgeye tatbik edilir.
Banyoda: Banyo için 200 gram kuru bitki ya da 5-6 avuç taze bitki akşamdan suyun içinde bekletilir. Daha sonra bu su ısıtılır, süzülerek banyo suyunda kullanılır

 

AT KESTANESİ

Görenlerin ilk başta dokunmaya korktuğu bir meyve at kestanesi. Adı da görüntüsü de sıra dışı olan bu meyve genellikle Balkan yarımadasında yetişiyor. Dikenli kabuğunun altında birçok fayda saklayan ve cesaretlisine de bu faydaları sunmaktan geri kalmayan at kestanesi aynı zamanda bol ışıklı ortamları seviyor.

At kestanesinin faydaları

-At kestanesi bitkisinin işlenmemiş yemişinde zehir bulunduğundan harici kullanım amaçlı kullanılmaktadır. Dahili kullanım için ise yapraklarından yapılan çay kullanılır.
-Kozmetik alanında keşfedilen bu bitkiden çeşitli krem ve losyonlar yapılır. Kılcal damarları yok etme, gözenekleri küçültme gibi özellikleri vardır. Bu nedenle kırışık giderici kremlerde ve diğer kozmetik ürünlerinin içeriğinde sıklıkla karşımıza çıkan bir bitkidir.
-Sarkmaları önler, gözenekleri küçültmeye yardım eder ve siyah nokta oluşumunu aza indirir.
-Botoks etkisi göstermeyi vadeden losyonlarda ve göğüs toparlayıcı kremlerde kullanılır.
-Yağ olarak da cilde uygulanabilir, cilt için çayı da içilebilir.
-Pürüzsüz ve canlı bir cilt oluşumuna yardım eder. Sıkılaştırıcı etkisi vardır. Güneş kremleri, banyo jelleri gibi ürünlerde yağından faydalanılır.
-Boyun sarkması ve göz çevresindeki derinin bakımı için yağı ile masaj yapılırsa faydalı olacaktır.
-Damar büzücü etkisiyle de bilinen at kestanesi toplardamar iltihapları, varisler ve basur gibi rahatsızlıklarda da kullanılmaktadır.
-Bacaklarda oluşan varislerde dolaşım bozukluğunun azalmasına yardım eder ve varis ağrılarını hafifletir. Bu alanda yağından faydalanabileceğiniz gibi at kestanesi içeren varis kremleri ve balsamları da kullanabilirsiniz.
-Kılcal damar kanamalarını durdurucu özelliği sayesinde basur ( hemoroid) probleminde de başvurulabilir.
-Romatizma ve kas ağrılarında içeriğinde at kestanesi bulunduran krem ve losyonların kullanılması bu ağrıları azaltır. Çiçeklerinden yapılacak yağ ile ağrılı bölgelere masaj yapılır.
-Toplardamar iltihaplarını kurutucu özelliktedir.
-Vücuttaki ödemi atma, spor kazaları ve burkulmalarda da at kestanesi balsamları kullanılabilir.

At Kestanesi Çayı
At kestanesi yapraklarından çay elde edilebilir. Bir tutam at kestanesi yaprağına kaynamış su eklenir ve demlenir. Bu şekilde yapılan çay uyku problemlerine, kas ağrılarına ve ishale iyi gelir.
Tüm bitkilerde olduğu gibi at kestanesini kullanırken de çok dikkatli olunmalıdır. Meyvelerinde zehir içerdiği unutulmamalı ve bilişçisizce tüketilmemelidir. Hamileler ve emziren anneler, böbreklerinde sorun olanların kullanmaktan kaçınması gerekir. Bazı kişilerde alerjik tepkilere yol açabilir. Yan etki olarak mide bulantısı, sindirme sorunları veya ciltte kaşınmaya yol açabilir.

 

AYNISEFA ÇİÇEĞİ

Kadife çiçeği ya da diğer adıyla “altıncık” da denilen aynısefayı, kokusu pek de hoş olmayan ve Calendula cinsine ait olan yaygın bahçe kadife çiçeğiyle karıştırmamak gerekir. Güneş sarısıyla parlak turuncu arası renklere sahip tekli ya da çoklu taç yaprak dizileriyle bezeli bitkinin çiçekleri, grimsi yeşil, hafif yapışkan sapların ve yaprakların etrafında dolanır. Aynısefa çiçek açma konusunda oldukça eli açıktır. İsmi büyük olasılıkla Latince’deki “küçük saat” anlamına gelen calendae kelimesinden türemiştir. Bu atıf bitkinin, yazın yeni ayda sürekli çiçek açma ya da gün batımında taç yapraklarını kısmen kapatma eğiliminden kaynaklanıyor olabilir.
Yüzyıllar boyunca bir süs bitkisi, yemek tatlandırıcısı ya da kozmetik bir bileşen olarak değerlendirildi. Çiçekleri Hindu tapınaklarını süslendirmede, Antik Yunan’da yemekleri, kozmetik malzemeleri ve kumaşları boyamada, Antik Roma’da ise yemekleri süslemede kullanıldı. Ortaçağİngilteresi’nde taç yaprakları fıçılarda kurutuldu ve ardından şurup ya da konserve yapımı için kaynatıldı; kış yahnilerine eklendi ve ekmeklere konuldu. Aynısefa’nın taç yaprakları tıbbi olarak en azından 12. yüzyıldan beri kullanılır. Geleneksel olarak hazırlanan reçeteleri dahili olarak ateş, mide ekşimesi, ülser ve
benzeri hastalıklar için verildi. Ancak aynısefanın asıl kullanım alanı deri rahatsızlıkları ve küçük yaralardan kaynaklanan enfeksiyonlardır. Aynısefa günümüzde hâlâ aynı hastalıkların çoğu için kullanılır. İster harici ister dahili olarak alınsın calendula reçeteleri iyileşme sürecini hızlandırır. Modern bitki uzmanları aynısefa losyonlarını, kremlerini ya da yağlarını tahriş olmuş deri, egzama, küçük kesikler ve yanıklar, bez pişiği, böcek ısırıkları, basur, ayak mantarı ve varisli damarlar için önerirler. Aynısefa içeren kulak damlaları çocuklara kulak enfeksiyonları için verilir. Dahili olarak alındığında boğaz enfeksiyonlarını iyileştirebilir; sindirimi güçlendirebilir; mide ülserini ve duodenal ülseri iyileştirebilir. Yakın zamanda aynısefanın meme kanseri hastalarında radyasyon sırasında oluşan iltihabı ve deri yangısını önlemeye yardımcı olduğu anlaşılmıştır.
Aynısefanın bir düzine türünden en çok bilineni Calendulaofficinalis’tir. Calendula, yaygın yetişme alanı olan bu bitki cinsinin hem genel hem de bilimsel adıdır. Sıcak bölgelerde yetişen yıllık ya da çok yıllık bir bitkidir; 20 ila 50 cm uzunluğunda olan sapları uzun ve dallıdır. Almaşık yapraklar mızrak şeklindedir ve genellikle tabandan bitkinin yukarısına doğru genişler. Yaprakları tüylüdür ve 7 ila 15 cm uzunluğunda; 2 ila 5 cm enindedir. Çiçek başları papatyanın tipik disk ve çizgi düzenlemesine sahiptir; rengi açık sarıyla canlı turuncu arasında değişir. Aynısefa’nın bir kesme çiçek olarak piyasaya pazarlandığı Japonya’da, Amerika’da ve Avrupa’da düzinelerce kültür bitkisi (ekimi yapılan türleri) yetiştirilir. Yetişme Alışkanlıkları Büyük olasılıkla Güney Avrupa’ya ve Kuzey Afrika’ya özgü olan bu bitki yüzyıllardır yaygın olarak yetiştirilmiş ve menşei zaman içinde unutulmuştur. Tüm Avrupa’da, genellikle de ekilmekten kurtulduğu bahçe kenarlarında bulunur. Kuzey Amerika’da aynısefa ekilmekten kurtulmuş, yayılmış ve yerelleşmiş bir tür olarak kendiliğinden yetişmeye başlamıştır. Kanada’nın doğusunda, güneye doğru New England’da, batıya doğru Penisilvanya’da ve Ohio’da, kuzeye doğru Michigan’da ve Winconsin’de yetişir. Batıya doğru Kaliforniya’da tarımdan kaçan bu bitki, Washington ve güney British Columbia’da olduğu gibi burada da süs bitkisi olarak yetiştirilir.
Ekim ve Hasat
Aynısefa astropikal ve tropikal bölgelerde bahçede yetiştirilir. Birçok farklı yetiştirilme koşuluna uyum sağlayabilen bir bitkidir. Tohumdan kolaylıkla çoğalabilir. Ekilmesinden yaklaşık olarak 6 hafta sonra bir kez çiçek açtığında ilk dondan sonra da çiçeklenmeye devam eder. İyi drene edilmiş ortalama bir bahçe toprağında yetişir; gün boyu güneş aldığında ise serpilir. Güney’in alacalı gölgeli ortamında, yaz sıcağında ve neminde yetişebilir. Çiçekler, büyüme mevsimi boyunca toplanmaya devam edilir. Hem bitkinin tüm kısımları hem de çiçekleri bitkisel tedavi amacıyla kullanılır. Kurutulmuş çiçek dizileri ya da çiçek başları renklendirme amacıyla kullanılır; aynı zamanda acı-tatlı tadı sayesinde çeşni olarak da mutfaklarda yerini alır. Bitkinin tamamı tentür ve ekstre yapımı için taze olarak hasat edilir. Genellikle kurutulmuş çiçek başları çay yapımında kullanılır.
Tedavi Amaçlı Kullanımı
– Cilt iltihabı
-Yaralar
Aynısefa’nın altın sarısı çiçekleri egzamadan apseye, akneden tahrişe hemen hemen tüm deri rahatsızlıkları için uzun zamandır kullanılır. Alman sağlık yetkilileri, bitkinin anti enflamatuvar etkisini ve yaraların yeni dokuyla örtülmesinde ne kadar etkili olduğunu gösteren bir araştırma sonucuna dayanarak aynısefanın yaralar için kullanımını onaylamıştır. Aynısefanın deri üzerinde iki ana etkisi olduğu düşünülür. Oleanolik asit gibi triterpenoit bileşenler birçok bakterinin oluşumunu engeller. Bitkinin anti enflamatuvar etkisi, antioksidan görevi gören ve iyileşme evresindeki serbest oksijen radikallerinin verdiği zararı azaltan triterpenoit bileşenden kaynaklanıyor olabilir. Aynısefa ürünleri birçok rahatsızlık için geliştirilmiş ve araştırılmıştır. Örneğin yeşil çay, manuka yağı, çay ağacı yağı ve aynısefa ekstresinden yapılan bir ağız gargarasının dişeti iltihaplanmalarıyla savaştığı yapılan çalışmalar tarafından anlaşılmıştır. Bir başka çalışmada radyasyon tedavisi görmeye başlayan 254 meme kanseri hastasına günde iki defa ya aynısefa merhemi ya da yaygın kullanılan trolamine adlı ilaç verildi. Aynısefa verilen grupta radyasyon kaynaklı iltihap oranının daha düşük olduğu ve bu grupta tedaviye daha az ara verildiği görüldü. Aynısefa merhemi yapmanın bir yolu bitkiyi vazelinde ısıtmak; ardından deriye harici olarak uygulamadan önce süzüp soğutmaktır. Çiçeklerin ekstresindeki alkol oranı kremlere ya da merhemlere dönüştürülmeden önce ne kadar yüksekse, bitkinin anti enflamatuvar özelliği de o kadar belirgin olur.
Kullanım Şekli
LOKAL REÇETELER: Ekstreler birçok deri ürününe dönüştürülmüştür: sabunlar, kremler, merhemler, yağlar ve aynısefanın çeşitli oranlarından oluşan lokal losyonlar. Aynısefa reçetelerini, küçük deri rahatsızlıklarını iyileştirmek için günde 3-4 defa uygulayın.
Uyarılar
Papatyagillere alerjisi olanlarda lokal kullanımda hassasiyet gelişebilir. Kaşıntı başladığında kullanımını durdurun.

 

 

AYRIK OTU

Ayrık Otu ( Elytrigiarepens), Latin dilinde AgropyrumRepens, dilimizdeki diğer adıyla Ayrık kökü yabani bir şifalı bitkidir. Adı Agropyron Latinceden, Agros (alan) ve Puros (buğday) kelimelerinden isimlendirilmiştir.
Ayrık Kökleri krem renginde olan bu bitki, İlkbahar ve sonbahar aylarında toplanıp kurutulur.
Ayrık Otu, Kumlu topraklarda, çayır ve meralarda, tarlalarda, yol kenarlarında yetişen, uzun ömürlü Buğdaygillerden yabani bir şifalı bitkidir. Çiftçilerin kazıp atmakla baş edemediği, kısa sürede ürün alanını işgal ederek sorun yaratan etkili bir bitkidir.
Ayrık Otunun Türkiye’de yirmi kadar türü yetişmektedir. Ayrık Otu (Mekke ayrığı) Küçük başaklar halindeki yeşil renkli çiçekleri Mayıs ve Temmuz ayları arasında açar. Ayrık otu şifalı bitki olup, bu çiçeklerdeki tohumların dökülmesiyle ya da toprağa değen yerde gövdelerin yeniden kök atmasıyla çoğalır. Şifa kaynağı ve ilaç için toprak altındaki sarımtırak beyaz renkteki kökleri kullanılır.
İlkbahar başlangıcında, filizlenmeye başlamadan ve sonbahar aylarında toprağı kazılarak kökleriyle beraber toplanır, su ile iyice temizlendikten sonra gölgede ya da güneşte kurutulup saklanarak kullanılabilir. Yükseklikleri 80 cm bulabilen bu bitki, Asya Avrupa ve Amerika kıtalarında yetişmektedir.
Ayrık Otu bitkisi, genellikle değersiz ve zahmetli bir ot olarak tüm ülkelerde kabul olsa da, sığır ve atlar için besin kaynağı olarak kullanılmakta fakat kökleri sağlıklı gıda olarak kabul edilmeye başlanmıştır. İçeriğindeki yüksek protein ve nişasta, onu değerli yem bitkisi yapar. Ayrık otu en çok at ve koyunlar tarafından sevilerek yenir.
İtalya’da, özellikle de köylüler tarafından toplanır ve pazarlarda satılır. Eskilerin açlık dönemlerinde, ekmek yapımında kullandığı da bir gerçektir.
Ayrık Otu bitkisi, 30 cm’den 1 metreye kadar uzayabilir. İçerisinde potasyum, demir gibi mineraller, A vitamini, B vitaminleri ile saponinler, şeker, triticin, glikovalin, müsilaj gibi maddeler ve uçucu yağ bulunur.

Ayrık Otu ve Ayrık Kökünün Faydaları Nelerdir?
• Orta Çağda İdrar söktürmede ve İdrar yolu kanalları sağlığı için kullanılmaktaydı.
• Böbrek ve mesane taşlarının düşürülmesinde yardımcı olur. Böbrek yetmezliğine ve sancılarına çok fayda verir. Böbrek ve mesane taşlarının atılmasına yardımcı olur.
• Albümini atmada, Nefrit ve Nikris’ede faydalıdır.
• Kanı ve bedendeki toksik maddeleri temizler.
• Antiseptik özellikleri vardır.
• İçindeki maddelere göre Prostat büyümesini önleyebilir.
• Ateşli hastalıklarda koca karı ilacı olarak kullanılmaktadır.
• Ayrık otu kökü kaynatılıp sade olarak veya limon sıkılarak içilirse yaz aylarındaki harareti ve susuzluğu giderir.
• Ayrık otu kökü tek başına veya “Kekik” ile beraber kaynatılıp balla tatlandırılarak içilmeye devam edilirse kanı temizlediği söylenmektedir.
• Hiçbir yan etkisi ve zehirliliği yoktur.
• Yukarıda tarif edilen karışım dıştan uygulandığı zaman romatizma ağrılarını hafifletir, egzama ve cilt hastalıklarının iyileştirilmesinde etkili olur.
• Romatizma ve gut şikayetlerini azaltmaya yardımcı olur.

Ayrık Otu ve Kökü Nasıl Kullanılır? Nasıl Saklanır?
Ayrık otu kökleriyle birlikte kurutulduktan sonra suda kaynatılarak kullanılır. Ayrık otunun, asıl kullanılan yeri Ayrık kökü denilen kök kısımlarıdır.
Her Öğün yemek öncesi 1 bardak ılık suya toz halde 1 çay kaşığı karıştırılıp içilir. Tadı meyan kökü gibi mayhoş olduğundan bal, limon ya da nane ile tatlandırılabilir.
1 litre suya İkinci 20 gram ayrık otu atılıp bir günde eşit aralıklarla içilebilir.
2 su bardağının içine bir tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış ayrık otu kökü atılarak, hafif ısıda 10 dakika kadar kaynatıldıktan sonra 10 dakika da demlendirilir ve süzülür. Günde 3 bardak içilebilir.

Ayrık Otunun Zararları Nelerdir?
Ayrık otunun herhangi bir bilenen kötü etkisi yoktur. Sadece aynı familyadan ayrık otunun akrabası domuz otu denilen bitki ise zehirlidir. Yendiğinde uykusuzluk ve ishal başlar. Böyle bir besin zehirlenmesinde en yakın sağlık ocağına gidilmelidir.

B HARFİ İLE BAŞLAYAN BİTKİLER

BÖĞÜRTLEN

Böğürtlen, yol kenarlarında, tarlaların arasında veya yol kenarlarında sıkça görülebilen, insan sağlığı için son derece faydalı, mineral ve vitamin kaynağı bakımından oldukça zengin olan bir bitki türüdür.

Ülkemizde kolaylıkla yetişebilen böğürtlen, gülgiller familyasından bir bitki türüdür. Ham olan meyveleri kırmızı renklerde olup olgunlaştıkça rengi siyahlaşmaktadır. Görünüş olarak çileğe benzemektedir. Meyvenin bitkisi dikenli bir yapıya sahiptir ve yol kenarlarında bahçelerdeki çitlerde sıklıkla görülmektedir. Meyvesi C vitamini bakımından oldukça zengindir. Böğürtlenin meyvelerinin olgunlaşma dönemleri mayıs sonlarına doğru başlayıp, Ağustos ayına kadar devam etmektedir. Böğürtlen, vücuda zararlı olan maddelerin temizlenmesi için çok faydalıdır. Vücut için oldukça etkili bir antioksidan kaynağıdır. Tansiyon rahatsızlığı olanların düzenli kullandıklarında tansiyonlarını düşürdüğü tespit edilmiştir. Yorgun olan ve halsizliği bulunan vücudu dinlendirir, güçlendirir. İdrar rahatsızlığı olan kişilerde, idrar söktürücüdür ve kabızlığa çok iyi gelmektedir. Ham olan yani tam olgunlaşmamış olan böğürtlenler de ishal kesici özelliğe sahiptir. Bunun yanında böğürtlen yendiğinde gözlere üzerinde olumlu faydaları vardır. Ayaklardaki şişkinliğe iyi gelmektedir

Böğürtlenin Faydaları:
– Böğürtlen ve yaprağının bünyesinde bulunan antioksidanlar sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirip, kansere karşı vücudu koruyucu etkisi vardır.
– Böğürtlen ve yaprağı bademciklerdeki, ağızdaki, dildeki ve diş etlerindeki iltihapları çayıyla gargara yaparak kullanabilirsiniz.
– Böğürtlen ve yaprağı iyi bir idrar söktürücü olup, toksin arttırıcıdır.
– Yüksek tansiyonun düşmesinde de yardımcıdır.
– Böğürtlen ve yaprağı göz rahatsızlıklarına da iyi gelir.
– Mesanede oluşan taşların düşürülmesini sağlar.
– Bayanlardaki akıntıların giderilmesinde ve adet kanamalarının azalmasını sağlamaktadır.
– Böğürtlen ve yaprağı dışarıdan kullanımında da ağrı kesici etki gösterir.
– Yanıklara ve basura iyi gelir. Böğürtlenin taze yapraklarının lapasını yaparak rahatsız bölgeye uygulanarak tedavi edilir.
– Böğürtlenin kökünü kaynatarak suyunu içerseniz. Kan şekerini düşürücüdür.
– Yaşlılığın sebep olduğu hafıza kaybını engeller.
– Böğürtlenin suyunu sıkarak içerseniz amele de yararlıdır. Sıkılan suyu bekletilmeden içilmelidir, aksi takdirde sirkeye döner.
– Böğürtlen ve yaprağı ayaklardaki yorgunluğu giderir.
– Böğürtlen ve yaprağı cildinize de gerginlik ve parlaklık kazandırır.
– Solunum yolları rahatsızlıklarına oldukça faydalıdır.

Kansere karşı etkilidir: İçeriğindeki zengin antioksidanlar sayesinde kanserle mücadelede yardımcı olmaktadır. Böğürtlen, kanserle mücadele yetenekleri ile bilinen bir antioksidan sınıfı olan polifenolleri içermektedir. Özellikle, antosiyanin (belirli bir polifenol) bu meyve içerisinde yüksek konsantrasyonlarda bulunur. Antosiyaninler, böğürtlen tarafından kanser gelişimine karşı kullanılan birincil silah olarak düşünülmektedir. Yapılan bir çalışmada; akciğer kanseri açısından, böğürtlenlerde bulunan spesifik bir antosiyanin olan siyanidin-3-glukositin kanserli akciğer tümörlerinin büyümesi üzerinde önemli etkilerinin olduğu ve büyümesini engellemeye yardım ettiği gösterilmiştir.
K vitamini, prostat, kolon, mide, burun, ağız ve karaciğer kanserlerinin önlenmesinde ve bunlarla mücadelede rol oynamaktadır. Bir porsiyon böğürtlende günlük önerilen K vitamini değerinin üçte birinin üzerinde K vitamini bulunmaktadır.
Kemikleri güçlendirir: K vitamini ayrıca kanın pıhtılaşmasında yardımcı olur ve kemik metabolizmasında rol oynar. K vitamini eksikliği kemikte incelme, kemik kırılmaları, kolay morarma, aşırı menstrüel kanama ve dışkıda veya idrardaki kanlara neden olabilir. Kan tineri kullanıyorsanız; böğürtlen, yeşil yapraklı sebzeler, soya fasulyesi ve mayalanmış süt gıdaları gibi K vitamini bakımdan yüksek olan gıdaları tüketmeyi unutmayın.
Hastalıklardan korur: Böğürtlende bulunan fenolik asitler, flavonoidler, flavonoller ve özellikle antosiyanositler gibi bileşenler; zararlı moleküllere karşı çalışılar. Bu koruyucu emizleme özelliği, birçok sağlık probleminin nedeni olabilecek oksidatif hasarın sonucu olarak vücudu bir dizi hastalıktan korur.
Damar sorunlarına yardımcı olur: Antosiyanin gibiflavonollar kalbi korur. Yüksek oranda magnezyum ve lif, damarları tıkanıklıktan korur ve düzgün kan akışını teşvik eder. Yüksek magnezyum seviyeleri aynı zamanda kan basıncını düzenler ve kalp krizine karşı koruma sağlar. DNA hasarını azaltmada ve damar sorunlarına karşı korumada da yardımcı olur.
Deri yapısını yeniler: İçerdiği C vitamini yardımıyla; yaraları iyileştirme, cildi yenileme, vücutta serbest radikallere karşı savaş (toksinler tarafından salınan moleküller), demir emilimini destekleme gibi vücuda birçok faydası bulunmaktadır.
Hastalıklarla savaşır: Zengin lif içerikli bir gıda olmasıyla; kolesterolü düşürme, düzenli barsak hareketlerini teşvik etme, şeker emilim oranını yavaşlatarak kan şekeri seviyelerini kontrol etme, sağlıklı bağırsak bakterilerini besleme ve sindirim sistemi sağlığını desteklemeye yardımcı olur.
Hafıza kaybını önler: Bilim insanları; yaban mersini, böğürtlen, çilek ve diğer dut meyvelerinin yendiğinde beyne faydalı etkileri olduğunu, yaşla ilgili hafıza kaybının ve diğer değişikliklerin önlenmesine yardımcı olabileceğinin güçlü bilimsel kanıtları olduğunu belirtti. .
Ağız bakterilerini öldürür: Anti bakteriyel özelliği yardımıyla ağız sağlığını korumaya yardım eder. Hastalığa neden olan ağızdaki bakterileri öldürür.
Kilo vermeye yardımcı olur: Şeker bakımından düşüktür ve lif oranı yüksektir. Bu sayede sağlıklı kilo vermeye yardımcı olur.
Kemik sağlığını destekler: İçeriğindeki kalsiyum, kemikleri güçlendirir. Magnezyum içeriği, vücuttaki kalsiyum ve potasyum emilimine yardımcı olur. Bu sayede güçlü kemiklerin oluşturulmasına yardımcı olur ve hücresel işleyişe katkıda bulunur.
Regl sancısını azaltır: Adet sancılarını azaltmaya yardımcı olur. Zihinsel ve fiziksel PMS semptomlarını hafifletir.

BROKOLİ

Brokoli serin iklimlerde yetişen bir sebzedir, sıcak iklimlerde ise uygun şartlar sağlandığında yetiştirilebilir. Çoğu insan çiğ yemeyi tercih etse de çoğunlukla buharda pişirilerek hazırlanır. Üstelik tadı da karnabaharabenzer.
Brokolinin ana üreticileri Çin, Hindistan, ABD, İspanya ve İtalyadır.
Lezzetli olduğu kadar besleyici olan brokolideki belirli başlı besleyici ögeler C vitamini, kalsiyum, magnezyum, fosfor ve potasyumdur.
Brokoli önemli miktarda lif, selenyum ve lutein içerir. Ayrıca folik asit, demir ve A vitamini yönünden zengin olduğu için vücudu temizler.
Brokoli: Sağlıklı bir yiyecek
Birçok meyve ve sebzenin onarıcı ve besleyici etkileri sayesinde günlük hayatımızda evde ilaç olarak kullanıldığını zaten biliyoruz.
Brokolinin çok besleyici ve faydalı oluşu ve yerken bize zevk vermesi de onu diğer meyve ve sebzelerin arasında öne çıkarıyor.
Fitokimyasal maddeleri sayesinde brokolinin şu özelliklere sahip olduğunu doğrulayabiliriz:
Kanseri Önler
Glikozinolatlar kanser hücrelerini tutmakla görevlidir. Sinigrin ise brokolide bulunan ve kanser hücrelerini öldüren bir diğer maddedir. Sinigrin karın ve bağırsaktaki kansere dönüşebilecek tümör hücrelerini yok eder.
Glikozinolatlar ayrıca aşağıdaki kanser türlerininin oluşumunu azaltır.
• Gırtlak kanseri
• Sigara içenlerde akciğer ve ağız kanseri
• Kadınlarda meme kanseri
• Erkeklerde prostat kanseri
Kalp Sağlığını Güçlendirir
Brokolide bulunan folik asidin çok büyük bir önemi vardır çünkü vücudun demiri doğru bir şekilde emmesini sağlar ve fetüslerin malformasyonunu önlemesinin yanı sıra kalp hastalıklarının önlemesinde de rol oynar.
Brokolide bulunan folik asit, homosistein seviyesini düşürerek damar tıkanıklarını, kalp ritmi bozukluklarını ve damar yağlanmasını önler. Bu sebze aynı zamanda yüksek tansiyonu olanlara da tavsiye edilir.
Kansızlığı Azaltır
Brokoli içinde en çok demir barındıran besinlerden bir tanesidir ve bu nedenle de kansızlık problemi yaşayan kişiler için idealdir.
Brokoli kansızlığı önler ve kansızlık problemi yaşayacağı öngörülen kişilere de tavsiye edilir. Buna aşağıdaki kişileri örnek gösterebiliriz;
• Hamile kadınlar
• Adet dönemi uzun süren kadınlar
• Burnu sürekli kanayan kişiler
• Emziren anneler
Sindirime Yardımcıdır
Brokolide bulunan B vitamini kompleksi enzim salgılanmasına yardımcı olur.Gıdaların sindirimine yardımcı olan pepsin bu enzimlere bir örnek olarak verilebilir.
Eğer gaz probleminiz varsa veya bağırsak floranızda bir sorun varsa bu besleyici yönden zengin sebzeyi haftada en az bir kez yemenizi öneririz.
Sahip olduğu lifler sayesinde, bu sebze bağırsakların çalışmasına yardımcı olur, kalan atıkları uzaklaştırarak bağırsaktaki toksinleri yok eder ve tokluk hissi verir.
Bu yüzden brokoli, yediklerine dikkat edenler veya kilo vermek isteyenler için idealdir.
Depresyona ve Sinire İyi Gelir
Brokoli yemek sadece doygunluk hissi vermekle kalmıyor, aynı zamanda iyi bir ruh hali içinde olmamızı ve sağlıklı hissetmemizi de sağlıyor. Bunun nedeni ise brokolinin dopamin üretimine yardımcı olmasıdır. Dopaminin ise sinir, stres ve depresyonu azaltıcı etkisi vardır.
Bu sebzedeki magnezyum ve kalsiyum sayesinde;
• Uykunuzu düzene sokar ve insomniayı (uykusuzluk hastalığı) önler
• Sinirleri ve kasları rahatlatır
• Kalp atışını düzenler
• Vücudunuzdaki enerjiyi arttırır
Brokoli yemek zindelik ve mutlulukla eş anlamlıdır.
Sıvıların Vücutta Tutulmasını Engeller
Brokoli içerdiği potasyum sayesinde, fazla tuz tüketimi yüzünden vücutta biriken sodyumu bozguna uğratır. Eğer ödem, hipertansiyon veya obezite probleminiz varsa brokoliyi de mutlaka yediğiniz yiyeceklerin arasına ekleyin.
Eklem Ağrılarını Azaltır
İçerdiği glutatyon ve potasyum sayesinde, brokoli eklemlerde seröz birikimini ortadan kaldırabilir. Ayrıca brokoli kireçlenme ve eklem problemi olan kişiler için de idealdir.
Dış Görünüşümüzü Güzelleştirir
Turpgiller ailesindeki sebzelerin antioksidan özellikleri vücutlarımızda detoks etkisi yaratır, daha güzel ve genç görünmemizi sağlar.
Brokoli, karaciğerin daha iyi çalışmasını sağlar ve kanınızı temizler; böylece cildiniz daha sağlıklı bir hal alır. Ayrıca, saç dökülmesini ve akne, kuruluk, lekeler ve kırışıklık gibi cilt problemlerini de engeller.
Tiroid Bezlerinin Daha Düzenli Çalışmasını Sağlar
Brokolinin de aralarında bulunduğu turpgiller familyası tiroid hormonu üretimini azaltabilir. Bu nedenle de hipertiroidizmi olan hastalara tavsiye edilir.
Hipotiroidi olan hastalar için henüz kesin bir bilgi verilmemiş olsa da, bu sebzelerin tiroid seviyelerini çok fazla düşürebileceği ve problemlere neden olabileceği öngörülüyor.
Brokolinin yararlarından faydalanmak için, 3-5 dakika buharda pişirmeyi deneyebilirsiniz. Böylece hem içerdiği fitokimyasalları ve besleyici maddeleri kaybetmemiş olursunuz hem de yüksek ısıda brokolinin ölmesini engellersiniz. Ardından, brokolinize zeytinyağı ve sarımsakla lezzet verebilirsiniz.

 

 

 

C HARFİ İLE BAŞLAYAN BİTKİLER

CENTİYANE KÖKÜ
Latince ismi Gentianalutea olan centiyane otu, güşadotu adıyla da bilinir. Kimyasal yapısında acı maddeler, uçucu yağlar, çok çok az miktarda tanen, müsilaj ve şeker bulunur. Diğer acı madde gruplarından farkı içerdiği tanen maddesinin etkisinin önemsenmeyecek kadar az ve acı maddelerin en acısı olan amarogentin maddesinin en yoğun etkisine sahip olmasıdır.Özelliklecentiyane kökü bu mevsimlerde daha fazla işlevselliğini arttırır. Ençok,Temmuz – Ağustos aylarında sarı renkte çiçek açan, yaklaşık bir metre boyunda, kalın köklere sahip olan bir bitki olarak gelişimini en iyi şekilde tamamlar. Memleketimizin dağlık yerlerinde, özellikle Uludağ ve Bozdağ’ da yetişir.
Kökleri yavaş büyüdüğü için 4 – 5 yıllık bitkilerin kökleri sonbahar ya da kış aylarında çıkarılarak temizlenip, dilimlenip ve sermek suretiyle önce güneş altında sonra gölgede ağır ağır kurutulur. Kuruyan bu kökler toz haline getirilerek veya suda kaynatılarak içilir. Acı bir tadı vardır, fakat bu bitkinin suyu çok şifalıdır.
Centiyane Kökü Kullanımı Ve Faydaları:
– 1 bardak suya bir çay kaşığı ucu kadar konulur, günde 1 – 2 defa tüketilir.
– Karaciğeri güçlendirerek, karaciğer hastalıklarını tedavi etmeye yardımcı olur.
– Mide ekşimesi ve mide yanmasını giderir.
– Vücuda kuvvet verir.
– Ateş düşürücü etkisi vardır.
– Kandaki alyuvar seviyesini arttırarak, kansızlığa ve kalp hastalıklarına karşı şifalı etkisi vardır.
– Kansızlık için bu bitkinin kökü kuru üzümle kaynatılıp tüketilmelidir.
– Kantaron otu ve civanperçemi otu ile kaynatılan centiyane kökü balla tatlandırılarak içilirse mide ağrısını ve mide ekşimesini yok eder.
– Safra kesesi salgılarını olumlu olarak etkiler.
– Centiyane kökünün tozu iltihaplı yaralara sürülürse tedavi edici özelliği vardır.
– Bunama gibi hastalıklarda 1 kilo üzüm ya da elma sirkesi içine 1 avuç centiyane çiçeği koyulup 10 gün bekletilir ve sabah akşam bir çay bardağıiçilir.
– Alman E Komisyonu centiyane kökünün hazımsızlık ve iştahsızlıkta kullanımına onay vermiştir.
– Hiper tansiyon hastaları, mide kanaması sorunu yaşayanlar ya da eğilimi olanlar, sürekli burun kanaması geçirenler, alerjisi olanlar, mide asit seviyesi yüksek olanlar, on iki parmak bağırsağı ülseri çekenler ve Hamile kadınlar doktorlarına danışmadan kullanmamalıdır.

 

CEVİZ YAPRAĞI
Ceviz yaprağı saç rengini parlaklaştırmaya, böylelikle saçınızın daha sağlıklı görünmesine yardımcı olur. Ceviz yapraklarını püre haline getirerek, şampuanınıza koyarsanız saçınız eskisinden daha sağlıklı ve daha canlı bir görünüme kavuşacaktır.
Ceviz yaprağının cilde faydaları nelerdir?
Ceviz yaprağını cildinize uygulamak için, yarım litre su ve 20 gr kurutulmuş ceviz yaprağı yeterlidir. Su kaynar derecede olmamalı, suyun sıcaklığı 50-60 derecede olmalıdır. Yarım litre suyun içine ceviz yapraklarını ufalayarak atar ağzını kapatır ve kullanıma hazır hale gelmesi için 1 saat beklersiniz.
Nasıl kullanılır?
Sabah ve akşam günde 2-3 defa kullanabilirsiniz. Bir pamuk yardımı ile yüzünüze kompres yaparak kullanabilirsiniz. Bu uygulama sayesinde cildinizdeki sivilceler ve sivilce izleri kaybolacaktır.
Ceviz yaprağı çayının faydaları nelerdir?
Ceviz yaprağı çay olarak da tüketildiğinde sağlığımıza oldukça faydalı bir içecek haline gelir.
İşte ceviz yaprağı çayının faydaları…
– Bağırsak parazitleri oluşumunu engeller. Böylelikle adeta müshil etkisi yaratır.
– Romatizma tedavisinde kullanlır
– Damla (gut) hastalığına iyi gelir
– Kan şekerini düşürmeye yardımcı olur.
– C vitamini eksikliği yaşayanlara birebirdir. Adeta bir c vitamini deposudur.
Ceviz yaprağı çayı nasıl yapılır?
Yarım olarak ya da bir tatlı kaşığı ince kıyılmış ceviz yaprağı, 1 su bardağı ölçeğindeki kaynar su ile birlikte haşlanır. 5 dakika boyunca demlendirilen su ve yaprak, demleme ardından süzülür. Ardından bu çay gün boyunca 1 veya 2 bardak yudum yudum içilebilir.

 

CEVİZ

Cevizin faydaları saymakla bitmez. Günlük hayatımızın bir parçası olan ceviz, tükettiğimiz çikolata, kurabiye, kek gibi birçok üründe yaygın olarak kullanılır.
Düzenli ve bilinçli bir şekilde ceviz tüketimi insan sağlığına birçok yönde fayda sağlamaktadır. Kolesterolün dengelenmesinden kalp damar sağlığına, çocukların zeka gelişiminden kemiklerin güçlenmesine kadar faydaları vardır. Bununla birlikte cevizin cilt için faydalı olduğu ve birçok kozmetik firmasının ürünlerinde cevizin içerdiği maddeleri kullandığı bilinir.
Cevizin içerdiği yüksek derecedeki bazı zengin vitamin ve elementler genel anlamda sağlığımızın korunmasını sağlamaktadırlar. Fakat özellikle yüksek derecedeki Omega 3 yağı asidi ve E vitamini türü olan gama-tokoferol gibi elementler başta kolesterol olmak üzere, kalp çevresinin temizlenmesinde önemli rol oynamaktadırlar.
Ceviz çok az sayıda besin türünün içerdiği çok güçlü antioksidan görevi gören elementler içerir, bunlardan birisi olan aminoasitler kalp sağlığının korunmasına yardımcı olurken, omega 3 yağının içerdiği alfa-linolenik asit patolojik kan pıhtısını önemli ölçüde engeller.
Günde ortalama 3 ceviz tüketen bir kişi kalp sağlığı için çok önemli bir önlemi almış olur, ayrıca, günlük olarak tükettiğiniz 3 ceviz kan şekeri ve kolesterol seviyesini düzenli bir seviyede tutmaya yardımcı olur.
Araştırmalar, günde ortalama 40 gram ceviz tüketen kişilerin kardiyovasküler riskini azalttığını ortaya koymuştur.

Cevizin Sağlığa Faydaları
Genel anlamda cevizin iki çeşit hastalığı önemli ölçüde engelleyici özelliğinin olduğunu söyleyebiliriz. Bunlardan birincisi kalp ve damar hastalıklarıdır. Uzmanlar, bütün öğünlerden sonra bir miktar ceviz yenilmesinin damarların tıkanmasına neden olan yağlı besinlerin verebileceği zararlara engel olduğunu söylüyorlar. Ayrıca yapılan araştırmalar cevizin damarların esnekliklerini korumalarını sağladığını ortaya koydu. Ceviz içerisinde barındırdığı antioksidan sayesinde kalp hastalıklarına neden olan zararlı maddeleri ortadan kaldırır ve vücudu bu tehlikeden korur. Böylece kalbin hastalıklara yakalanma riskini önemli ölçüde azaltır.
Bünyemiz kendi başına Omega yağını üretemez. Ceviz ise Omega 3 yağını bol miktarda bulundurur ve günde ortalama 4-5 ceviz yiyen kişi vücudun gereksinimi olan omega 3 yağının %85’ini almış olur. Ayrıca Omega 3 yağının antioksidan içermesi kalp sağlığına faydalıdır.
Aynı şekilde günde 4-5 ceviz yediğimizde, vücudumuzun günlük ihtiyaç duyduğu demirin yüzde 20’sini, manganezin yüzde 43’ünü ve triptofanın yüzde 17’sini karşılamış oluruz. Cevizde bulunan kalori oldukça yüksek olduğu için aşırıya kaçmadan tüketilmelidir.
Kalp ve Damarlara Faydaları: Sağlıklı bir yaşamın parçası olarak ceviz yemek kalp için iyidir. Doymamış yağ asitleri ve diğer besinleri içeren ceviz önemli bir aperatif yiyecektir diyebiliriz. Eğer kalp ile ilgili sorununuz varsa doğru tüketilmesi durumunda cevizin faydasını göreceksiniz.
• Düzenli bir şekilde ceviz tüketmek lipoprotein kolesterol seviyesini düşürebilir. Yüksel LDL ( Kötü kolesterol) kalp hastalığının başlıca nedenidir. Ceviz ise LDL’ninpanzehiridir diyebiliriz.
• Ceviz kalp krizine neden olan kan pıhtılaşması riskini azaltabilir. Ayrıca arterlerin sağlıklı kalmasını sağlar.
• Cevizin içerdiği hem tekli hem çiftli doymuş yağlar yükselen kolesterol seviyesini düşürür.
• Ceviz Omega 3 yağ asitleri açısından zengin olduğu için tehlikeli kalp ritmlerini engeller, kalp krizi riskini azaltır.
• Ceviz doyurucu besinler içerdiği için yemek yemeyi azaltır ve hatta diyabeti yavaşlattığı düşünülmektedir. Bu yüzden dolaylı olarak kalp hastalıkları riskini azaltır.
• E vitamini arterlerde meydana gelebilecek plak oluşumlarını engeller ve kalp tıkanıklığının oluşmasına izin vermez.
• Ceviz içerdiği besin ve vitaminler aracılığı ile kanın pıhtılaşmasını engeller ve kan dolaşımının daha iyi olmasını sağlar. Bu durum kalp hastalıklarına yakalanma riskini azaltır.
Kolesterole Faydaları: Günlük 4-5 tane ceviz tüketiminin kolesterolü düşürür. İyi kolesterol seviyesini yükseltir ve kötü kolesterol yükselmesine engel olur. Bununla birlikte damarların çevresini temizler ve genişlemelerini sağlar, böylece kalp hastalıklarına yakalanma riskini de azaltır.
Diyabete Faydaları: Diyabet hastalığında karşılaşılan en sık sorun kan şekerinin yükselmesidir. Ceviz ise kan şekerinin makul seviyelerde kalmasına yardımcı olmaktadır. Böylece diyabet hastalarının kalp hastalığına da yakalanma riskini düşürmektedir.
Kansere Faydaları: Cevizin kanser hastalığını tedavi ettiği söylenemez. Fakat kanser hastalığına neden olan faktörleri ortadan kaldırabiliyor veya hastalığa yakalanma riskini azaltabiliyor. Düzenli bir şekilde ceviz tüketimi dolaylı olarak kansere karşı metabolizmanın direncini arttırıyor.
Kemiklere Faydası: Bazı uzmanlar cevizde bulunan kalori miktarının kiloya neden olacağını iddia ediyor fakat buna karşılık büyük bir çoğunluk ise aşırı şekilde tüketilmediği sürece cevizin içerdiği kalorinin kemiklerin güçlenmesine katkı sağladığını belirtmektedirler. Ayrıca ceviz tüketiminden sonra meydana gelen kalorinin vücut tarafından depolanmadığı belirtiliyor.
Beyine Faydası: Ceviz linoleik, alfa linoleik ile birlikte vitamin E ve B6 vitaminlerini içerdiğinden dolayı sinir sistemlerine olumlu yönde etki yapar. Bazı bilim adamları besin maddelerinin hangi organımıza benziyor ise o organa faydalı olduğu yönünde iddiaları var ki ceviz de görüntü olarak beyine benziyor. Fakat cevizin beyine benzemenin ötesinde ciddi anlamda beyine faydaları var. Özellikle stres ile mücadelede antidepresan görevini üstlenen ceviz, uyku sorunu olanlar için de şifadır. Yatmadan önce yenilen ceviz, içerdiği triptofan yardımı ile uyku sorununuzu çözebilir.
Cilde Faydaları: Omega 3 yağı ve zengin bakır içeren cevizin cilde de çok faydası vardır. Her gün 2-3 ceviz tüketimi cildin elastikliğini arttırır ve ciltteki hücrelerin canlı kalmalarına yardımcı olur.

Ceviz Yağının Faydaları
Ceviz yağının içerdiği mineral, vitamin ve besinler birçok açıdan sağlığımız için faydalıdır. Ceviz yaprağının içerdiği manganez, melatonin ve bakır kalp için iyi gelir. A, E, C vitaminleri ve antioksidanlar ise özellikle cilt için faydalıdır.
• Kalp hastalığına yakalanma riskini azaltır.
• Kan dolaşımını arttırır.
• Cilt sağlığına yardımcı olur.
• Cilt rahatsızlıklarına karşı korur; günde 1-2 kaşık ceviz yağı egzama gibi cilt hastalıkların tedavisi için hasta olan kısımlara uygulanır.
• İltihaba karşı etkilidir; Omega 3 ve Omega 6 çoklu doymamış yağlardır, başta romatizma olmak üzere diğer bazı hastalıklardan kaynaklanan iltihaplara iyi gelir.
• Cildi nemlendirir ve elastik olmasını sağlar.
• Cildin yenilenmesini ve canlı kalmasını sağlar.
• Ruh sağlığına iyi gelir.
• Saç bakımı için kullanılır.
• Kuru ciltleri besleme özelliği vardır.
• Hafızanın güçlenmesinde önemli rolü vardır.
Ceviz Yağı Nasıl yapılır: Ceviz çok fazla yağ içermektedir ve bu yağları elde etmenin iki yolu vardır. Birinci yol, dövülmüş cevizlerin bir tavada kavrularak yağının çıkarılması, ikinci yol ise cevizlerin preslenerek yağının çıkarılmasıdır. Bir cevizden daha fazla yağ çıkarmak için en uygun yöntem ikinci yoldur.
Ceviz Yağı Nasıl Kullanılmalıdır: Bir su bardağına 3-4 damla ceviz yağı damlatılarak kullanmak mümkün.

Ceviz Yaprağının Faydaları
Ceviz yaprağı bir nevi doğal antibiyotik görevi görür ve çok özel bir yeri vardır. Bu yüzden hem cilt hastalıkları hem de iç hastalıkları tedavisinde kullanılır.
• Ağız içerisinde çıkan yaralara iyi gelir.
• Bağırsak iltihaplarına karşı etkilidir.
• Ceviz yaprağından yapılan kürler ayak terlemesi sorunlarını giderir.
• İştahı açar.
• Kan şekerine karşı çok etkilidir.
• Özellikle ayaklarda çıkan mantar hastalıklarına karşı etkilidir.
• Ceviz yaprağı su ile kaynatılarak banyo yapıldığında ciltteki sorunlara ve sivilce problemlerine karşı tedavi amaçlı kullanılabilir.
Ceviz Yaprağı Yapımı ve Kullanım Şekilleri: Ceviz yaprağı genelde su ile karıştırarak hazırlanır ve ceviz yaprağı çayı yapılarak içilir veya suda kaynatılarak banyo yapılır.
Birinci kullanımı: Bir bardak su ile iyice kıyılmış bir tatlı kaşığı su kaynatılır ve günde 1-2 kere içilir.
İkinci Kullanımı: 3-4 litre suya iki avuç iyice kıyılmış ceviz yaprağı konulur ve en az 15 saat bekletilir. Daha sonra su kaynatılır ve banyo suyuna katılır. Sonrasında ise bu karışımla banyo yapılır.

Ceviz Suyunun Faydaları
Cevizin suyunu elde etmek için 6-7 tane cevize karşılıklı iki delik açın ve 1 litre suda 15 dakika kaynatın. Bu şekilde elde ettiğiniz ceviz suyunu sabah ve akşam bir bardak için. Hatta kaynamış cevizleri yiyebilirsiniz.
• İştahı keser ve zayıflamaya yardımcı olur.
• Strese faydalıdır.
• Kadınlarda adet düzenini sağlar.
• Topuk dikenine şifalıdır.
• Kolesterolü düzenler.
• Ciltte bulunan lekelerin temizlenmesine yardımcı olur.

Ceviz Kabuğunun Faydaları
Cevizin içi dışı şifa desek abartı yapmış olmalıyız. Eğer cevizlerin içini yedikten sonra kabuklarını atıyorsanız büyük bir hata yapıyorsunuz demektir. Çünkü kabuğu da şifa kaynağı.
Ceviz kabuklarını bir demlik suda kaynatarak içebilirsiniz. Bir sefer kaynattığınız ceviz suyunu 1 hafta muhafaza edebilirsiniz.
• Soğuk algınlığı ve öksürüğe karşı inanılmaz etkilidir.
• Kanı temizler.
• Bazı rivayetlere göre ceviz yaprağı ile birlikte hazırlandığında sivilceleri döker.
• Egzama, mantara karşı iyi gelir.
• Kurt düşürücü özelliği vardır.
• Bünyeyi güçlendirir ve mikrop öldürücüdür.

Ceviz Reçelinin Faydaları
Ceviz reçelini hazırlamak çok zahmetli ve zordur. Bir ceviz reçelinin hazırlanma süreci 15-16 gün sürebilir. Cevizleri kaynatarak hazırlamadan önce, 16 gün boyunca cevizler her gün suya konulur ve acılığının gitmesi için her gün 16 gün boyunca suları süzülür. İstenilen kıvama geldiğinde bir tencereye 15-20 tane ceviz koyarak ve 200 gram şeker eklenerek kaynatılır ve ceviz reçeli elde edilir. Ceviz reçelinin faydalarını şu şekilde sıralayabiliriz.
• Hücreleri yeniler.
• Maksimum derecede enerji sağlar.
• Beyin hücrelerini yeniler.
• Kolesterolü düşürür.
• Astım ve bronşit hastalıklarına iyi gelir.
• Çocukların gelişimine faydalıdır.
• Kabızlığı giderir.
• Sinir sitemine faydalıdır.
• Özellikle çocuklarda kemik gelişimine yardımcı olur.

Cevizin Zararları:
Cevizin direkt sağlığa zararı olduğuna dair bir bulgu yoktur fakat tüketim miktarına dikkat edilmesi gerekir:
• Bazı kişilerde bünyelerinden kaynaklanan nedenlerden dolayı alerji yapabilir.
• Aşırı tüketilmesi kiloya neden olabilir ve boşaltım yolları organlarında sorun yaratabilir.

 

 

CHİTOSAN

Chitosan genelde karides, kalamar, yengeç ve diğer kabuklu deniz hayvanlarının sert dış kabuğundan elde edilen diyet özellikli bir fiber türüdür. Yapılan araştırmalar chitosanın midedeki yağlara yapışarak bunların vücut tarafından emilmesini önlemeye yardımcılığı gibi müstesna bir özelliği bulunduğunu göstermiştir. Bilim adamları bu özelliğin chitosanın yüksek pozitif manteyik yükü ile bağlantılı olduğunu bulmuşlarıdır. Bu pozitif manyetik yük chitosana negatif yüklü yağları kendine çekme ve onlara yapışma imkanı sağlamaktadır. Bu bulgularla, chitosanın yağ toplayıcı özelliğinin kolesterol düzeylerini düşürmek isteyen hastalar üzerinde önemli uygulama alanları bulunduğunu açıkça göstermişlerdir.

Aktif maddeleri ve insan vücudu üzerindeki etkileri
Chitosan yediğimiz yemeklerdeki kolesterolün vücut tarafından emilmesini gerçek anlamda azaltabilecek diyet özellikli fiber içermektedir. Yürütülen çalışmalarda görülen kolesterol azalmaları kan dolaşım sisteminde oluşabilen ve damar tıkanıklıklarının başlıca sebeplerinden biri olan yağlı birikimlerin miktarında dikkat çekici bir azalmaya yol açmıştır. Bir başka çalışmada chitosanın eczacılıkta satılan anti-kolesterol ajanlarına ve yulaf sakızında bulunan doğal diyet fiberine kıyasla etkinliği ele alınmıştır. Sonuçlar chitosanın kolesterolün düşürülmesinde yulaf sakızından daha etkili olabileceğini göstermiştir. Eczacılıkta satılan anti-kolesterol ilaçları ise, chitosana eşdeğer etkiler yaratmakla birlikte, chitosan bunlardan çok daha az yan etkiye sebebiyet vermiştir.

Yağların emilmesini engelleyebildiği için, chitosan öncelikle kilo kaybı amaçlı bir ürün olarak öne sürülmüştür. Bilim adamları chitosanın kilo kaybı açısından arzettiği potansiyelin geçerli olduğunu kabul etmekle birlikte, bu görüşü destekleyici derinlemesine çalışmalar üzerinde çalışmaktadır.

Araştırmacılar ülser şikayeti olan hastaların chitosan yolu ile tedavi edilmelerini müteakip H. pylorinin bastırılabildiğini, mükoz bakterisinin sağlıklı hale getirilebildiğini ve ülser yaralarının kapanmasının, iyileşmeyi teşvik edecek şekilde, çabuklaştırılabildiğini keşfetmişlerdir.

Chitosanın daha az yaygın bir başka kullanım alanı da bulunmaktadır. Harici ve mahalli surette tatbik edildiğinde, ciltteki aşı ve graft izlerinin iyileşmesine yardımcı olmaktadır. (9, 10) Chitosan ayrıca yara kapatıcı birkaç ilaç ürününde de kullanılmaktadır. Çeşitli testlerde chitosanın pansuman işlevinin kıyaslandığı diğer standart ürünlerden çok daha yüksek performanslı olduğu görülmüş, yara için koruyucu bir tabaka oluştururken, aynı zamanda sağlıklı hava geçişimini ve sıvı madde drenajını sağlayabildiği tespit edilmiştir.

Tavsiye edilen kullanım şekli
Vücüt tarafından yağ emilmesinin önlenmesi için en iyi zaman olan yemek esnasında kullanılması tavsiye edilmektedir.

Kullanım alanları
• Zayıflamaya, Kilo kaybına yardımcı
• Kolesterol düzeylerinin düşürülmesine destek
• Vücutta yağ emilmesini azaltmaya destek

Yan etkileri
Uygun dozaj esaslarına gore kullanıldığında bu diyet katkı maddesinin güvenli olduğu kabul edilmektedir. Ancak, chitosanın vücutta yağ emilmesini önlemesi nedeniyle, yağlarda çözülebilen A, D, E ve K vitaminleri ile birlikte alınmamalıdır. Bu arada başka bazı tıbbi ürünlerin vücuda tesirini de önleyebilir.

 

 

CİVANPERÇEMİ
Civanperçemi, kadınlarda hormonal dengesizlik ve sindirimin tedavisi için modern tıbbın bir parçası olan çiçekli bir bitkidir. Bu mütevazi bitkinin kullanım alanları çoktur ve soğuk algınlığı, ateş, menstürasyon problemleri, yeme bozuklukları ve sindirimi tedavi etmek için eski çağlardan beri tıbbi dünyanın bir parçası olmuştur. Cıvanperçemi papatya ve krizantem ailesinden geliyor, aslında bir bitkidir, ancak hala çoğu kültürde sebze olarak kullanılır.
Cıvanperçemi türlerine göre boyları 5 veya 10 cm arasında değişmektedir. Cıvanperçeminin özellikle yaprakları tüylü bir yapıya sahiptir. Cıvanperçemi çiçeklerini rengi de farklılık gösterebilmektedir. Cıvanperçemi çiçekleri beyaz veya krem rengi olarak değişkenlik gösterebiilmektedir.
Cıvanperçeminden en iyi şekilde faydalanabilmek için bu bitkiyi güneş en tepedeyken toplamak gerekir. Bu şekilde toplanan cıvanperçemi bitkisinden daha fazla yarar sağlayabilirsiniz.
Cıvanperçeminin faydaları
Cilt yaralarını iyileştirir ve kanamayı durdurur
Civanperçemi yüzyıllardır doğal yara tedavisi için kullanılmıştır. Bu bitkide bulunan kimyasal akidon, kanamayı durdurma yeteneği ile bilinir. Pudra formunda, sadece kanamayı durdurmak için değil, aynı zamanda ağrılı bir yaraya da toz olarak serpilmektedir.
Ayrıca, doğal bir antiseptiktir, bu yüzden yaraların enfekte olmasını önleyebilir. Bu yüzden pek çok şifa merhemleri anahtar bileşen olarak civanperçemi içerir. eski zamanlarda civanperçeminin savaş yaralarını kanamayı durdurma yeteneği nedeniyle “herbamilitaris” olarak adlandırılmasının gerçekten şaşırmamak gerek…
Anti-inflamatuar Özellikleri vardır
Cıvanperçemi, boğaz ağrısı, artrit, solunum problemleri ve mide ağrıları gibi birçok hastalığın nedeni olabilecek enflamasyonu sakinleştiren flavonoidler ve seskiterpenlaktonları içerir. Enflamasyon herhangi bir organda meydana gelebilir, cıvanperçemi günlük diyete ilaveten iltihaplanmanın önlenmesine yardımcı olabilir.
Sindirim hastalıklarının tedavisinde etkilidir
Cıvanperçemi , antiseptik ve antispazmodik özelliklere sahip olup, alt bağırsakta sindirim sorunları sonucu oluşan istemsiz spazmlar civanperçemi ile tedavi edilebilir. Sızan bağırsak, ishal, şişkinlik ve mide krampları gibi durumlar tedavi edilebilir. İçerdiği bitki bazlı flavonoidler, kasları gevşetmek ve spazmları azaltmaktan sorumludur.
Antiseptiktir
Civanperçemi esansiyel yağları ve bitki kendisi için bilinen en güçlü antiseptiktir, doğal bir dezenfektandır ve enfeksiyonlarla mücadele için tıbbi özellikleri piyasadaki diğer herhangi bir geleneksel çözüm tarafından eşsizdir. Dış yaraları iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda antimikrobiyal özellikler içerdiğinden iç enfeksiyonları da önler. Civanperçemi etkilenen bölgedeki kan trombositlerini harekete geçirerek, vücudu enfeksiyona neden olan bakterilerden korumak için koruyucu bir tabaka oluşturur. Civanperçemi esansiyel yağı, yaralara uygulandığında bakterileri tamamen öldürecek kadar güçlü antiseptik etkiye sahiptir.

Yara izlerini giderir
Mükemmel yara izi giderme özelliklerine sahip olduğu için kozmetik endüstrisi tarafından ödüllendirilen bir maddedir. Sadece iyileşme sürecini hızlandırmaz, aynı zamanda yara izlerinin görünümünü de azaltır. Civanperçemi yaraları iyileştirmek için, ağız yoluyla ya da cilt bakım rutinlerinizde kullanmanın birçok yolu vardır. Anti-inflamatuar özellikleri aynı zamanda yaraları çevreleyen tahriş ve kızarıklığı da sakinleştirir.
Hormon Dengesini düzenler
Hormonal dengesizlik genellikle PMS döngüsüyle el ele gelen kısa süreli bir durumdur; Ancak, bu her zaman böyle değildir. Hormonal dengesizlik kalıcı bir durum olabilir ve ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Diyetinize civanperçemi eklemek vücudunuzdaki hormonları dengelemeye yardımcı olabilir. Hormonal dengesizlik bazen düzenli bir adet döngüsü almamanızın nedeni olabilir, bu durum amenore olarak bilinir. Bu durumu tedavi etmek için keklikotu gibi diğer bitkilerle kombine edilebilir.
Tansiyonu dengeler
Vücutta yeterli kan akışını sağlayan vazodilatatör ve antiinflamatuar özelliklere sahiptir. Aynı zamanda kan basıncını düşürmek için sinirleri yatıştırır ve rahatlatır. Araştırmalar, civanın hipertansiyonu olan hastalarda kan basıncını düşürdüğünü göstermektedir.
Astım hastalığına iyi gelir
Civanperçemi oksijen ve kan dolaşımını kolaylaştıran sakinleştirici özelliklere sahiptir ve solunum sistemi için de aynısını yapar, astım semptomlarını hafifletir. Bronşları gevşetmede ve enflamatuar hava yollarını sakinleştirmede yardımcı olan bronkodilatör etkilere sahiptir.
Civanperçeminin cilde etkisi
Cilt bakım ürünleri ve merhemler civanperçemi esansiyel yağları ve egzama ve sakin cilt iltihabını temizlemeye yardımcı olan özleri içerir. Akne izleri de taşıyıcı yağlara ilave edildiğinde civanperçemi esansiyel yağı ile iyileştirilip tedavi edilebilir. Civanperçemi çayı, cildin hücre yenilenmesini arttırmak için vücudu temizlemenin mükemmel bir yoludur.
Rahim kanseri önleyici ve aynı rahim ağzı kanserini tedavi edici etkisi olduğu bilinmektedir.

Civanperçemi nasıl kullanılır?
Civan perçeminin özellikle kadınlar için bulunmaz bir nimet olduğu dile getiriliyor. Hem rahim kanserini önleyici etkisi sayesinde hem de regl sancılarını tedavi etmesi sebebiyle kadınların muhakkak kullanması gerektiğini belirtiyor.
Civanperçemi nasıl kullanılır?
Kadınların regl sancılarını ve rahim kanserinden korunmaları için günde iki defa çayının içilmesi tavsiye ediliyor.
Aynı zamanda yumurtalıklarda meydana gelen iltihaplanmanın ve karaciğerdeki yağlanmanın da civan perçemi bitkisi ile iyileştirildiği ifade ediliyor.

 

Ç HARFİ İLE BAŞLAYAN BİTKİLER

ÇAKŞIR OTU
Çakşır otu bitkisi diğer bir adı ile Ferula Comminus olarak da bilinmektedir. Sarı renkte çiçeklere sahip, 2 metre boyuna kadar uzayabilen otsu bir bitkidir. İçerisinde barındırdığı tanen, reçine, nişasta, alkaloit, saponin ve uçucu yağ sayesinde oldukça yararlı ve sağlıklı bir bitki olarak ön plana çıkmaktadır.
Çakşır otu bitkisi Doğu Anadolu, Orta Anadolu, Güney ve Güneydoğu Anadolu ile Doğu Akdeniz bölgelerinde sıklıkla görülebilmekte ve buralarda rahatlıkla yetişebilmektedir. İl bazı altında ise daha çok Antalya ve Mersin Toroslar’ında yetişmektedir. Çakşır otu bitkisi genel olarak cinsel gücü arttırıcı olarak da bilinmektedir.
Cinsel sorunu olan kişilere tavsiye edilen çakşır otu, birçok cinsel performans ürünlerinde bulunmaktadır. En etkili olarak Vitrix Maximum Performance bitkisel ürününde bulunan çakşır otu cinsel iktidarsızlığıtamamen ortadan kaldırmaktadır. Vitrix cinsel ürününü güvenli alışverişin adı iyimarka.net’den temin edebilirsiniz.
Çakşır Otu Bitkisi Faydaları
• İçerisinde bulundurduğu etkili afrodizyak sayesinde cinsel gücü ve isteği arttırmaktadır. Bu nedenle cinsel isteksizlik şikayeti olanlar bu bitki sayesinde tedavi olabilir.
• Sperm sayısını ve hareketliliğini arttırır.
• Kas ağrılarını keser ve buna bağlı olarak kasları geliştirerek kuvvet verir.
• Sindirim sisteminin çalışmasını düzenler ve sinirleri yatıştırır, sakinlik verir.
• Astım ve bronşit gibi ciğer hastalıklarında da etkili olur.
Çakşır Otu Bitkisi Nasıl Kullanılır?
Çakşır Otu bitkisinin kökü kurutularak toz haline getirilir, Toz halindeki çakşır otu bitkisi kökü bal ile karıştırılarak macun kıvamına getirilip günde bir defa tüketilmelidir. Ayrıca 1 bardak sıcak suyun içine 1 tatlı kaşığı çakşır otu bitkisi koyularak demlenmesi beklenir ve böylece tüketilerek faydası elde edilir.

 

 

ÇAM AĞACI
Çam, Pinaceae familyasından Pinus cinsinden orman ağaçlarını içeren iğne yapraklı türlere verilen ad. Türkiye’de hepsinin kısa sürgünleri iki yapraklı olan beş çam türü bulunur; sarıçam, karaçam, Halep çamı, kızılçam ve fıstık çamı. Ayrıca çamlar sonbaharda yapraklarını dökmezler.

Çam Ağacı Faydaları
• Diş ağrısı: Çam kabuğu sirke ile kaynatılıp gargara yapılır.
• Balgam söktürücü: Kabukları kaynatılıp balla tatlandırılarak içilmeye devam edilir.
• Astım: Çam yaprağı sinir otuyla beraber kaynatılıp balla tatlandırılarak içilmeye devam edilir.
• Bronşit: Çam yaprağı sinir otuyla beraber kaynatılıp balla tatlandırılarak içilmeye devam edilir.
• İdrar söktürücü: Çam yaprağı, biberiye ile beraber kaynatılıp balla tatlandırılarak içilmeye devam edilir.
• Yara iyileştirici: Çam kabukları öğütülüp yaraların üzerine ekilir.
• Karaciğer ağrısı: Çam yaprakları ve kabukları balla tatlandırılarak soğuk olarak içilmeye devam edilir.
• Verem: Çam havası veremli hastalar için iyidir.
• Müzmin öksürük: Çam filizleri kaynatılıp balla tatlandırılarak sıcak olarak içilmeye devam edilir.
• Kan temizleyici: Çam filizleri, taze yaprakları kaynatılıp balla tatlandırılarak içilmeye devam edilir.
• Böbrek kumları: Çam yaprakları kaynatılıp balla tatlandırılarak içilmeye devam edilir.
• Böbrek iltihabı: Çam yaprakları kaynatılıp balla tatlandırılarak içilmeye devam edilir.
• Zayıflama kürü: Çam yaprakları kaynatılıp balla tatlandırılarak ılık olarak aç karnına içilmeye devam edilir.
• Ses kısıklığı: Çamın taze filizleri kaynatılıp balla tatlandırılarak sıcak olarak içilir ve gargara yapılır.
• Saç bakımı: Terekenin (çam esansı) zeytin yağıyla beraber karıştırılıp saç diplerine sürülür, sabahleyin saçlar yıkanır.
• Gastrit: Çam yaprakları kaynatılıp balla tatlandırılarak içilmeye devam edilir.
• Yara: Çam sakızı sürülür.

Çam Yaprağı Çayı, bir çok hastalığa iyi geldiği çok kişi tarafından da biliniyor. Bazen ilaç kullanarak bile geçmeyen hastalıklarınıza çam yaprağı çayı ile şifa bulabilirsiniz. Çam yaprağı çayı neye iyi gelir. Akciğer hastalıları ve öksürüklerde balgam söktürücü ve nefes açıcı olarak kullanılır. Ayrıca haricen yara iyileştirici özelliği de vardır. Kadın hastalıkları, akıntı ve iltihaplarda kaynatılarak su banyosunun içine katılır aynı kaplıcadaki gibi suyun içine oturarak tedavi olunur.

 

 

ÇARKIFELEK BİTKİSİ

Doğal antidepresan olarak bilinen ve tercih edilen çarkıfelek bitkisi, kullanan kişiye huzur ve sakinlik veren bir bitkidir. Son dönemde en çok merak edilen bitkilerden olan çarkıfelek bitkisi, özellikle hastalıklarını doğal yöntemlerle tedavi etmek isteyen vatandaşların araştırılmalarına konu oluyor. Çarkıfelek bitkisi hakkında bilinmesi gerekenleri derledik. İşte çarkıfelek bitkisi hakkında tüm detaylar…
Çarkıfeleği olduğundan küçük görmek için hiçbir neden yoktur. Bu çift asmalı bitki, şaşırtıcı ölçüde karmaşık mor renkte büyük yapraklar çıkartır. Çiçekleri, sarı-turuncu renkli, yenebilen ve tatlı sarı renkli meyve özünün içinde yer alan küçük tohumlarla dolu yumurta şeklinde meyveler izler. 1600’lü yılların başında İspanyol Hristiyan misyonerler Güney Amerika’da bu bitkiye rastlandıklarında adını çarkıfelek koydular. Passifloraincarnata’nın anavatanı Birleşik Devletler’in güneyi ve doğusudur.
Arkeolojik kanıtlar, Amerikan yerlilerinin Avrupalı göçmenler oraya gelmeden binlerce yıl önce çarkıfelek meyvesini yediklerini gösterir. Şeroke, Houma ve diğer kabileler, yaralanmalarda iltihap kapmamak ve karaciğer rahatsızlıklarını tedavi etmek için çarkıfelek köklerinden yaptıkları ilaçları kullanıyorlardı. Sütten kesilen bebeklere çarkıfelek çayı ve bitkinin kökünden yapılan kulak damlaları veriliyordu. Çarkıfelek ayrıca sinirsel rahatsızlıklarda yatıştırıcı olarak kullanılıyordu. İspanyol fatihler, çarkıfelek asmasını uykusuzluk tedavisinde kullanan Orta Amerika’daki Aztekler’den bitkinin tıbbi özelliklerini öğrenip çarkıfeleği Avrupa’ya tanıttılar.
Bitki, 1800’lü yılların ortasına kadar Kuzey Amerika’nın geleneksel tıbbındaki yerini korudu, takip eden yıllarda anksiyete ve uykusuzluk için kullanıldı. 1900’lü yıllarda uyku sorunlarını tedavi eden ve yatıştırıcı olarak kullanılan reçetesiz ilaçların bileşen maddelerinden biriydi. Ama 1978’te Birleşik Devletler Gıda ve İlaç Dairesi bu bitkiye olan onayını geri çekti. Çarkıfelek, Avrupa’daki yaygınlığını korudu. Modern bitkisel tıp uygulayıcıları, çarkıfelek bitkisini uykuya yardımcı ve sinirsel gerginliklere yatıştırıcı olarak kullanır. Çarkıfelek bazı beyin hücrelerinin faaliyetini azaltan bir kimyasalı uyarıp bu şekilde rahatlamayı sağlıyor olabilir. Avrupa’da çarkıfelek alıç ve kediotuyla harmanlanıp sindirim bozuklukları ve sinir için kullanılır; çocuklara da yatıştırıcı çay olarak verilir.
Kuzey Amerika’nın ılıman bölgelerinde bulunan çarkıfelek, Passiflora cinsinin 450’den fazla türünden biridir. Çarkıfeleklerin çoğu Amerika’nın tropikal bölgelerinde yaşar. 20 kadar tür Asya’nın tropikal bölgelerinde yaşar. Çarkıfelek, çok yıllık otsu asmalı bir bitkidir, sapı 10 metreye kadar uzar. Mat yeşil ve loblu yaprakları 10-15 cm uzunluğa erişebilir, kenarları dişlidir
Olağanüstü çiçek kümeleriyle bir yandan diğer yana 7,5 cm- dünyadaki en karmaşık bitkilerden biridir. Çekice benzer beş ercik başçığı, çiçeğin ortasından çıkan kırmızımsı dişicik başlarıyla birleşir. Tavuk yumurtası boyutunda ve şeklindeki yenebilen meyvelerin içinde tohumlarla dolu olan tatlı kısım vardır. Passiflora’nın 20 türü, özellikle de P.edulis, tropikal bölgelerde yenebilen meyveleri nedeniyle yetiştirilir.
Çarkıfelek bitkisinin faydaları ve tedavi amaçlı kullanımı

Çarkıfelek yatıştırıcı etkisi olan bitkilerdendir, sinir sistemi üzerinde rahatlatıcı bir etkisi vardır. Çiçek, yaprak, sap ve meyveden yapılan ekstre, anksiyete ve uyku problemlerine karşı kullanılır. Çarkıfeleğin bupsikolojik etkileri nasıl sağladığı bilinmiyor, ama beyinde bu psikolojik rahatsızlıklarla ilgili engelleyici enzimleri barındırıyor olabilir.
Ayrıca beyinde GABA olarak adlandırılan rahatlatıcı bir nöro-ileticinin bulunduğu bölgeleri de sarar. Bu etkiler, çarkıfeleğin sinir sistemi ve uyku konusunda sağladığı rahatlamayı açıklayabilir. Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalardaki ön araştırmalar, çarkıfeleğin anksiyete geriletici ve yatıştırıcı özellikleri olduğuna dair varsayımı desteklemiştir. Ama insanlar üzerinde yapılacak deneylere ihtiyaç duyulmaktadır.
Bir araştırmada, anksiyete rahatsızlığı olan 32 insana günlük bir plasebo tabletin yanında 45 damla sıvı çarkıfelek ya da plasebo damlalarının yanında 30 mg oksazepam (diazepam benzeri bir ilaç) verilmiştir. 1 ay sonra, iki grupta da anksiyete azalmıştır. Baş dönmesi ve uyuşukluk oranları benzer olsa da, çarkıfelek alan gruptaki bozukluk oranı daha az görülmüştür.
Çarkıfeleğin içeriğinde iyi bilinen bir antioksidan ve aynı zamanda anti-anksiyete özellikleri olan flavanoid bulunur; flavanoid, bitkinin diğer kısımlarına göre yaprakta daha yoğun olarak bulunabilir. Çarkıfelek içeriğinde ayrıca keskin bir tadı olan ve tıbbi etkilere sahip birçok bitkide bulunan bir kimyasal olan alkaloid barındırır.
Çarkıfelek bitkisi nasıl yetiştirilir?

Bu hızlı büyüyen asma bitki, Virginia’dan Florida’ya, batıda Teksas’a ve kuzeyde Ohio’ya kadar tarlalarda ve çitlerin yanında, su kanallarında ve orman köşelerinde bulunur. Doğal yaşam alanı olan Güneydoğu haricindeki Boston gibi yerlerde de, güneydoğudaki koşullara benzeyen koşullarda yetişebilir. Çarkıfelek, gövde çelikleri ve kat kat kesme (büyümekte olan saptan 15 cm alıp toprağa ekme) yöntemiyle kolayca çoğalır. 6 haftadan sonra kökleşen gövde ana bitkiden ayrılır ve yeniden ekilir. Bitki güneşi ve iyi kurulanmış toprağı sever. Hızlı bir biçimde büyür. Yapraklar ve sap yazın sonlarında hasat edilir ve gölgede kurutulur. Hasat edilmiş çarkıfeleklerin çoğu ABD’nin güneydoğusunda yabani olarak yetişenlerdir, sınırlı bir kısmı da Guatemala ve İtalya’da toplanır.

Çarkıfelek bitkisinin kullanım şekli

Demleme: 1-2 çay kaşığı kurutulmuş çarkıfeleği (kök hariç) 2 bardak suya koyun ve demleyin. Süzün ve günde 3 defa ve uykudan önce alın ki yatıştırıcı ve antioksidan özelliği işe yarasın.
Çarkıfelek kullanan bazı insanlar uyuşukluk ve baş dönmesi yaşamıştır. Bitki, diğer yatıştırıcı bitkilerin etkisini arttırabilir. Çarkıfelekteki alkaloidler rahimi uyarabilir, bu yüzden hamilelik döneminde kullanılması önerilmez. Ayrıca çarkıfelek kan sulandırıcılarla etkileşime girip onların etkisini arttırabilir.

 

 

ÇEMEN OTU
Çemen otu oldukça doğal bir bitki olması itibari ile gözle görülür, herhangi bir yan etkisi yoktur. Fakat her şey gibi doğal ürünlerinde fazla kullanılması iyi değildir.

Çemen Otunun Faydaları
1. İlaç kullanımı ile dahi geçmeyen inatçı öksürükler için çemen otunun mucizevi etkisinden söz edilebilir.
2. Özellikle astım hastalarının rastladığı göğüs şişliğini ve sertliğini geçirmede oldukça faydalıdır.
3. Balgam söktürücü özelliğe sahiptir, balgam söktürmek için kullanıldığında biraz mide bulantısı yapabilir.
4. Bronşit hastalarının kullanması da önerilir.
5. Boğaz ağrılarını oldukça hafifleten çemen otu, şimdiler de grip tedavisinin en temel ham maddesi olmuş durumdadır.
6. Acı bir tadı vardır. Bu acı tadı sayesinde sindirim sistemi kolaylaşır. Fakat acısı mideyi bozacak türden aşırı değildir.
7. Mide gazlarını ve şişkinliklerini giderir.
8. Bağırsak gazlarını söktürmede en etkili bitkilerden birisidir.
9. Bedeni güçlendirici bir tonik gibidir.
10. Emziren anneler için daha fazla süt oluşumu sağlar.
11. Çemen otunun cinsel gücü arttırıcı etkisi de mevcuttur.
12. Hanımların aybaşı dönemleri açısından oldukça rahatlatıcıdır.
13. Göğüs Büyütmeye Etkisi: Çemen otundan elde edilen tohumlar, yüksek oranda dioesgenin içerir buda kadınlık hormonu olarak bilinen Östrojenin artmasına katkı sağlar. Östrojen hormonu göğüslerin büyümesini sağlar. Özellikle Östrojen içeren doğum kontrol haplarının kadınlarda göğüslerin büyümesine etki ettiği bilinmektedir.

Çemen Otu Kullanım Şekilleri
• Göğüs Büyütmek için: Çemen otu tozuyla göğüslere masaj yapabilirsiniz; Çemen otu tohumunu blender dan geçirin içerisine çemen otu yağı ilave ederek macun kıvamına getirin. Macun kıvamına gelen karışımı göğüslere uygulayarak 5 dakika dairesel hareketlerle masaj yapın, süre sonunda ılık su ile yıkayın. Haftada 3 kez uygulayarak kısa sürede daha dolgun göğüslere kavuşabilirsiniz.
• Klasik, rutin şikayetler için kullanılan çemen otu için genellikle bir miktar sınırlaması konulur. Gün içerisinde maksimum iki kez karışım halinde kullanmanız yeterli olacaktır.

Çemen Otunun Çocuklarda Kullanımı
Yetişkin bireyler ile çocuklardaki kullanım düzeyi kesinlikle aynı olmamalıdır.
• Çocuklar için, günlük kullanım miktarı maksimum bir öğün içerisinde olmalıdır.
• Eğer karışım halinde çocuğunuza kullanıyorsanız bir kez karışımdan vermeniz yeterli olacaktır.
• Fazla kullanım çocuklarda alerjik reaksiyonlar oluşturabilir.
• Ardından; çocuğunuzun bir hastalığı sebebi ile kullanıyorsanız, mutlaka hekim kontrolünde tedaviyi başlatmanız ve ek olarak çemen otu kullanmanız gerekir.
• Çocuklarımız için asla fazla öğün gibi düşünmemeliyiz. Fazla olan her şey bir çocuk için hastalık sebebidir.

Çemen Otunun Yemeklerde Kullanımı
• Çemen otlu yemek tarifleri genellikle ‘diyet yemekleri’ başlığı altındadır.
• Genel olarak çok kez tarif bulmada güçlük yaşamazsınız.
• Eğer çemen otu ile bir yemek hazırlamak niyetindeyseniz aşırıya kaçmamanızı öneririz. Doğallığı itibari ile; fazla kullanımı halinde yemeğin tüm tadını ve kokusunu kapsayacaktır.
• Çemen otu, oldukça farklı damak zevklerine hitap eder. Bu sebep ile genel tariflerde kullanmanız, yemeğinizin tüketilmesi açısından problem teşkil edebilir
• Çemen otunu hafif bir miktarda yemeklerinizde kullanırsanız, çocuklarınız tadına alışır ve yadırgamaz.
• Çemen otu salatalara da oldukça yakışan bir tattır.
• Ezme içerisinde kullanılması halinde oldukça doğal bir tat katar.
Eğer, çemen otu ile daha farklı lezzetler yapmak isterseniz;
1. Çemen otlu börek,
2. Çemen otlu kurabiye,
3. Çemen otlu pilav,
Şeklindeki tariflere bakmanızı öneririz.

Çemen Otu Çayı Faydaları
1. Yüksek kolesterolün düşürülmesine destek verir.
2. Kan şekerini düzenler.
3. Anne sütünün artmasını sağlar.
4. Menopoz döneminde oluşan sıkıntıları hafifletir.
5. Böbrek rahatsızlıkları bulunanlar doktora danışarak tüketebilir şifadır.
6. Balgamın atılmasına yardımcı olur.

Çemen Otu Çayı Nasıl Yapılır?
• Su ( 2 fincan )
• Çemen otu tohumu ( 5 gram ) 1 tatlı kaşığına eşdeğer
Hazırlanışı: Suyu kaseye ekleyip çemen otu tohumlarını ekleyin. 3 saat süresince hiç kaynatmadan bekletip süre sonunda süzdürüp tüketin.

Çemen Otunun Zararları
Eğer çemen otunu mevcut bir hastalığınız sebebi ile kullanacaksanız mutlaka hekim kontrolünde, kullanmalısınız.
• Çemen otu, hamile bayanların kullanımına uygun değildir. Hamile bayanlar kesinlikle çemen otu ve çemen tohumu bitkilerini kullanmamaları gerekir.
• Günlük olarak belirlenen düzeyin aşılması

 

 

ÇOBAN ÇANTASI

Lapası basur ve yaraların iyileştirilmesinde kullanılır.
Damarları daraltma özelliği ile vücutta meydana gelen iç ve dış kanamaları durdurmak için çoban çantasından faydalanılır.
Aşırı regl kanaması olan kişilerin regl günü yaklaştığı zaman çoban çantası çayı tüketmesi tavsiye edilir. Aynı zamanda ergenlik döneminde regl döngüsünün düzene girmesinde etkilidir.
Yüksek ve düşük tansiyonu bulunan kişilerin tansiyonlarının dengelenmesinde etkilidir.
Kan dolaşımını düzenlemeye yardımcıdır.
Vücuttan idrar atımını kolaylaştırır. Bunun yanı sıra idrar torbası ve böbrek iltihaplarının giderilmesinde etkilidir.
Kas gevşekliğinin ve kas yapısında meydana gelen hastalıkların tedavisinde kullanılır.
İshali önlemeye yardımcıdır.
Tüketim şekilleri
Bitkinin çiçekli sapları toplanarak temizlenip suyu çıkartılır. Hazırlanan özsuyun buzdolabında saklanması gerekir.
Çoban çantası köklerinden ayrılarak kurutulur. Böylelikle bitki çayı olarak tüketilir. Bitkinin çayından genel olarak şifa amaçlı faydalanmak mümkündür.
Taze bitkinin kaynatılması ile elde edilen buhar ağrılı bölgelere uygulanabilir.
Çoban çantasının hamilelik döneminde tüketimi sakıncalı sonuçlar doğurabilir.

 

 

ÇÖREK OTU
Çörek otu, birçok yiyecekte olmazsa olmazdır. Kendisi küçük faydası büyük olan çörek otunun sağlığa faydası çok…
Mikrop, virüs ve mantarlara karşı öldürücü etkiye sahip olan çörek otu, ifraz boşaltıcı ve solunum borusunu genişleticidir. Ayrıca çörek otu, kan şekerini de düşürür. Damar hastalıklarını önler ve hazmı kolaylaştırır.
Çörek otu yaraların iyileşmesinde etkili
Çörek otu ayrıca idrar söktürücü özelliği ile safraya da iyi gelir. Yaraların çabuk iyileşmesini ve hücrelerin yenilenmesini hızlandırır. Alerjiyi önler. Savunma sistemini dengeler. Çörek otundaki nigellon ve alfa-pinen gibi eterli yağlar, solunum borusunu genişletip kramp gidericidir.
Çörek otunun, müzmin hastalıklarda da şaşırtıcı iyileşmeler sağladığı belirtiliyor. Çocuklarda özellikle sinir ve deri hastalıklarına, astım ile alerjiye iyi gelir.
Çörek otu ürünleri, hamilelik devresindeki şikayetleri azaltır. Yan etkisi olmayıp, bu devredeki kadınlara ve bebeklerini anne sütüyle besleyenler için süt kalitesinin bebeğe daha yarayışlı olmasını sağlar. Hazım zorluğu ve mide şişkinliklerinde çörek otu da eskiden beri bilinir.
Çörek otunun diğer faydaları
Yapılan araştırmalarda bağışıklık sistemini güçlendirdiği belirlenen çörek otunun bazı ilaçlarda da ham madde olarak kullanılır.
* Çörek otu, meme ve prostat kanserini yavaşlatır, akciğer kanserine karşı koruyucudur.
* Kan şekerini düşürür.
* Kanı sulandırır.
* Kalp enfarktüsü riskini azaltır.
* Romatizma ağrılarını dindirir.
* Öksürük ve solunum yolu hastalıklarını tedavi ettiği bilinir.
* Hücrelerin yenilenmesini hızlandırır.
* İltihap giderici ve idrar söktürücüdür.
* Cilt hastalıklarını tedavi edici özelliği vardır.
* Antioksidan özelliğe sahiptir.
* Zayıflamaya yardımcı olur.
* Hazmı kolaylaştırır.
* Mikrop ve virüslere karşı koruyucudur.
* Depresyon ve panik atak hastalığını tedavi edicidir.
Çörek otunun zararları nelerdir?
Susam gibi siyah tohumları olan bir çeşit bitki olan çörek otunun içeriğinde sabit ve uçucu yağlar, alkaloitler, saponinler ve tanen bulunur. Acımış çörek otu yağı, bozulmuş demektir. Çörek otunun etkisi kişiden kişiye değişebilir. Çörek otu, az miktarlarda alındığında genellikle güvenlidir ve zarar verici değildir. Yiyeceklerin ve ekmek gibi hamur işlerinin içerisinde baharat şeklinde kullanılan çörek otunun ise bir zararı yoktur.
Çörek otu nasıl tüketilir?
Uzmanlar, çörek otunun öğütülmüş halde alınmamasını tavsiye ediyor. Çünkü öğütülme işlemi esnasında çörek otunun içerisinde bulunan faydalı yağlar uçar. Bu nedenle de çörek otunu tohum halinde almak daha doğrudur. Çörek otu, poğaçada, börekte, kurabiye ve salatada kısacası birçok yerde kullanılabilir. Ayrıca çörek otunu düzenli olarak tüketmek için kahvaltıdan ve yemekten yaklaşık bir saat önce, bir tatlı kaşığı çörek otu çiğneyebilirsiniz.

 

 

ÇUHA ÇİÇEĞİ

Çuha çiçeği, çuha çiçeğigiller familyasından Primula cinsini oluşturan bahçe süs bitkileri yetiştiriciliğinde kullanılan bitki türlerinin ortak adı. Önemli olan başlıca türleri P. vulgaris ve P.veris dir.

Çuha Çiçeğinin Faydaları Nelerdir ?

• Bağışıklık Sistemine Faydası : Çuha çiçeği içermiş olduğu mineral ve vitaminler sayesinde vücudun bağışıklığını her daim dengede tutmasına yardımcı olmaktadır.
• Adet Düzensizliklerine Faydası : Çuha çiçeği bayanların özel günlerinde yaşamış olduğu baş, karın ve mide ağrılarını en aza indirerek, adet düzensizliği sorunlarını da ortadan kaldırmaktadır.
• Menopoza Karşı Faydası : Menopoz semptomlarını azaltıcı etkisi olan çuha çiçeği düzenli kullanıldığı takdirde hanımların bu dönemlerini rahat geçirmesine yardımcı olmaktadır.
• Cilt Hastalıklarına Karşı Faydası : Egzama ve sedef gibi cildi oldukça sıkıntıya sokmakta olan hastalıklar,düzenli çuha çiçeği kullanımı sayesinde derman bulabilir.
• Aknelere Faydası : Özellikle de ergenlik sivilceleri için çinko ile alındığı takdirde % 100 faydalı etkiler göstermektedir.
• Tırnak Sağlığına Faydası : Çuha çiçeğinin içerisindeki mineraller tırnak hastalıklarının giderilmesine yardımcı olmaktadır.
• Şeker Hastalığına Faydası: Düzenli kullanıldığı takdirde çuha çiçeği diyabetin önüne geçebilmektedir.
• MS Hastalığına Faydası: Özellikle de tıp dilinde tanımı ve tedavisi oldukça zor bir hastalık türü olarak bilinen MS hastalığında çuha çiçeğinin rolü oldukça önemlidir. Nitekim, vücudun kas oranını dengede tutulmasını sağlayan çuha çiçeği sayesinde pek çok MS hastası rahata kavuşmuştur.

Çuha Çiçeğinin Diğer Faydaları

1. İdrar ve balgam söktürmeye oldukça iyi gelir.
2. Vücuda rahatlık vermektedir.
3. Sinirleri yatıştırmaktadır.
4. Rahat uyku sağlamaktadır.
5. Yarım baş ağrılarına birebir iyi gelmektedir.
6. Kireçlenme sonucunda oluşan eklem ağrılarının azalmasını sağlar.
7. Yorgunluğu gidererek kişiyi daha iyi hissettirir.
8. İştahsız kişiler çuha çayı tükettiğinde iştahları açılır.
Çuha Çiçeği Nasıl Kullanılır?
1. Çuha çiçeği kökleri ve yaprakları kurutulduktan sonra suda kaynatılıp bitki çayı gibi tüketilebilir.
2. Yapraklarını haşlayıp salatalarda da gönül rahatlığıyla kullanabiliriz. Yaprakları kurutularak elde edilen bu haşlamanın sinirleri rahatlatıcı bir etkisi vardır ve böylece kişi rahatça bir uyku çekebilmektedir.
3. Ayrıca Çuha çiçeğinin köklerini haşlayarak tüketebilirsiniz. Haşlanarak tüketilen kökler böbrek taşlarının düşmesini ve idrarın sökülmesini sağlar.
Çuha Çiçeği Çayı Tarifi
Çuha Çiçeği çayı , kuru ya da haşlanmış bir şekilde tüketmek istemeyenler için ideal bir yöntemdir.
• Yarım çay kaşığı çuha çiçeği kurusu
• 1 bardak su
Hazırlanışı: Suyun içerisine çuha çiçeği kurusunu ekleyip ocağın altını kısın. Etkili bir verim için 8 – 10 dakika kaynamasını bekleyin ve hazırladığınız bitki çayını her gün mutlaka tüketin.

Çuha Çiçeği Yağının Faydaları
1. Çuha çiçeği yağı bir çok açıdan kişinin kendisini hem fiziksel hem de ruhsal olarak iyi hissetmesine yardımcı olmaktadır.
2. Özellikle de aşırı alkol kullanımından dolayı oluşan zehirli toksinlerin dışarı atılmasını sağlar.
3. Yaşlılık etkilerinin geciktirilmesinde faydası olan Çuha Çayı, aynı zamanda da romatizma ve eklem iltihabı ağrılarının da azaltılmasına katkılar sağlamaktadır.
4. Kireçlenme sonucu meydana gelen bel, sırt, kuruk sokumu ağrıları ve pek çok kulunçlanma sıkıntıları da çuha çiçeği yağı sayesinde tamamen ortadan kalkmaktadır.

 

 

D HARFİ İLE BAŞLAYAN BİTKİLER

DEFNE YAPRAĞI
Mutfakların vazgeçilmezi olan özellikle Akdeniz mutfaklarında sık sık kullanılan, yemeklere enfes bir tat katan defne yaprağı, son zamanlarda faydaları ile de adından söz ettiriyor. Yurt dışındaki ülkelerde de özellikle ünlü restoranların vazgeçilmez bitkilerinden biridir.

Diğer İsimleri: Har, Nehtel, Tehnel, Laurus nobilis, Laurel, Laurier
Botanik Bilgi: Defnegiller familyasındandır. Yaz kış yaprağını dökmeyen bir bitkidir. Ülkemizin Akdeniz kıyıları başta olmak üzere Ege, Marmara ve Karadeniz kıyıları ile bu kıyıların iç kısımlarında yetişir. 6-8 metre’ye kadar boylanabilen defne, yuvarlak tepeli ve sık dallı olarak gelişir. 8-10 cm. uzunluktaki oval ve sert, üst yüzü parlak, kenarları dalga görünüşlü ve almaşık dizili koyu yeşil yaprakları vardır. İlkbaharda açan sarımsı ya da yeşilimsi beyaz renkteki küçük çiçekleri olgunlaşınca rengi koyu mor, tek tohumlu ve etli meyvelere dönüşür. Bitkinin yuvarlak kesitli ve mor-kahverengi olan gövdesi, zamanla odunlaşır ve rengi griye döner. Defne, gövde çelikleriyle çoğaltılır.

Bilinen Birleşimi: Yaprakları eterik asidi içerir.

İşte bu şifalı yaprağın faydalarından bazıları:
1. Soğuk algınlığı, grip gibi kış hastalıklarının önlenmesine yardım eder.
2. Balgam sökücü özelliği vardır.
3. İdrar söktürücüdür.
4. Astım gibi solunum hastalıklarına fayda sağlar.
5. Yapılan bir araştırmaya göre, bu yaprağın yaraları kısa sürede iyileştirdiği, açık yaraların çabuk kapanmasını sağladığı sonucuna varıldı.
6. Kolesterolü düşürür.
7. Cildi gençleştirir. Genç bir görünüme sahip olmayı sağlar. Kırışıklıkları önler. Cildinizin genç kalmasını istiyorsanız yemeklerinizde bir parça defne yaprağı kullanmayı unutmayın.
8. Kuru ciltler için de oldukça faydalıdır.
9. Aknelere iyi gelir, geçmelerini sağlar.
10. Artrit gibi kemik hastalıklarının iyileşmesine yardım eder.
11. Mikroplara karşı savaşır. Bakteriyel enfeksiyonları engeller.
12. Kulak ağrılarına iyi gelir.
13. Egzama ve sedef hastalığı gibi el ve vücutta çıkan yaralar için de oldukça faydalı bir bitkidir.

İkinci bir kaynağa göre defne yaprağının faydaları
1. Romatizmaya iyi gelir.
2. Mantar veya viral enfeksiyonlara fayda sağlar.
3. Alzheimer hastalığı için de yararlıdır.
4. Yapılan araştırmalar sonucunda parkinson rahatsızlığına da iyi geldiği ortaya çıkmıştır.
5. Görme bozukluklarına iyi gelir.
6. Sakinleştirici özelliği vardır.
7. Ülser gibi mide hastalıklarına oldukça büyük fayda sağlar. Mideyi güçlendirir.
8. Kalp damar sağlığını korur.
9. Lösemi yani kan kanseri ve cilt kanseri gibi kanser türlerine fayda sağlar.
10. Bel ağrılarını giderir.
11. Migren ve baş ağrılarına da fayda sağlar.
12. Kan şekerini düşürmeye yardım eder. Yüksek kan şekeri olup düşüremeyen kişiler defne yaprağı kullanabilir.
13. Sindirim sistemini rahatlatır, gaz giderici özelliği vardır.
14. Ateş düşürücüdür.
15. Vücuttaki mikrop, bakteri ve mantarların üremesini, çoğalmasını engeller.
16. Antibiyotik özelliği vardır.
17. Terlemeyi sağlar. Bu şekilde ter yolu ile vücuttan mikroplar atılabilir. Bu da vücudu rahatlatır, terleme ile tuz ve su yolu ile vücuttaki mikroplardan kurtulmak mümkündür. Ayrıca terleme ile vücut ısısı da düşer.
18. Vücuttaki hormonların ve enzimlerin salgılanmasını, aktivitesini düzenler.
19. Diş ağrısına iyi gelir.
20. Saçların sağlıklı bir şekilde uzamasını sağlar. Saçlarınızın uzamamasından yakınıyorsanız bu yaprağı kullanabilirsiniz.
21. Saç dökülmesini önler.
22. Regl dönemi düzensiz olan yada zamanı geldiğinde adet kanaması olmayan kadınlar da bu bitkiyi tüketmelidir. Adet kanamasını düzenler ve zamanında gelmesini sağlar.
23. Zayıflamaya yardım eder.
Defne yaprağının zararları ve yan etikleri nelerdir?
Yararları olduğu gibi bu bitkinin de yan etkileri veya bazı zararları bulunabilir.
1. Hamile ve emziren bayanların kullanmaması gereken bir bitkidir.
2. Merkezi sinir sistemine zarar verebilir.
3. Şiddetli bir şekilde koklandığı zaman solunum sistemine zarar verebilir.
4. Fazla kullanım alerjik reaksiyonlara sebep olabilir.
5. Alerjisi olanlar kullanmamalıdır.

 

DEVE DİKENİ
Devedikeni, papatyagiller familyasından bazı dikenli bitkilerin ortak adıdır. Devekengeli, meryemanadikeni, sütlükengel olarak da bilinir. Devedikenleri genellikle yol kenarlarında ve ekili olmayan tarlalarda yetişir. Boyları 30–100 cm arasında değişir.
Deve dikeninin faydaları…
Deve dikenin hem tohumundan hem kökünden hem de yaprağından faydalanabilirsiniz. Deve dikenini şifa olarak kullanmanın yanı sıra, lezzetli enfes tarifte yemeklerde hazırlayabilirsiniz. Deve dikeninin nasıl hazırlanması gerektiğine gelmeden önce ilk olarak faydalarından bahsedelim.
Karaciğer hastalıkları
Deve dikeni genellikle karaciğer hastalıkları tedavisinde kullanılmaktadır. Karaciğerin yağ parçalama özelliğini kullanarak bu organda yağ birikmesine engel olur. Dolayısıyla deve dikeni tüketerek karaciğerinizin yağlanmasını engelleyebilir, karaciğer hastalıklarından korunabilirsiniz.
Mide ve sindirim sistemi
Deve dikeni düzenli miktarlarda tüketildiğinde sindirim sistemi ve mide de meydana gelen rahatsızlıkların gelişmesine de engel olur.
Sirozu engeller
Alkol kullanımına bağlı olarak vücutta gelişen siroz hastalığına deve dikeni engel olmaktadır. Tabii alkolün vücutta oluşturduğu yıkımı hiçbir ürün engelleyemez. Bizler yine de kullanmamızı tavsiye ediyoruz.
Ateş düşürücü etkisi
Deve dikeni suyunun ateş düşürücü etkisi olduğu söylenmektedir.
Romatizma
Deve dikeni bitkisinin romatizmaya bağlı gelişen hastalıkları da engellediği söylenmektedir.
Kanser hücrelerinin gelişimini engeller
Deve dikeni bitkisinin kanser hücreleri engelleyici etkisi olduğu ve gelişmesini durduğu bilinmektedir. Günde bir bardak deve dikeni çayının kanser hücrelerinin gelişmesini engelleyici etkisi bulunmaktadır.
Deve dikeni nasıl kullanılır?
Deve dikeni bitkisi sürekli kullanıldığında ciddi yan etkilere sebep olabilir bu nedenle günlük kullanımda doz miktarına dikkat etmek gerekir.
Eğer ciddi bir sağlık sorununuz varsa ve tedavi amaçlı deve dikenini kullanacaksanız 3 aylık molalarla kullanmanızı tavsiye ederiz. Ancak her zaman bu tip alternatif tıp yöntemlerinin doktor kontrolünde olması gerekmektedir.

 

 

E HARFİ İLE BAŞLAYAN BİTKİLER

EBEGÜMECİ
Diğer İsimleri : Ebem gümeci, Ebegömeci, Kazankarası, Malvasylvestris
Botanik Bilgi : Ebegümecigiller familyasında yer alan aynı cinsten 1500 kadar tür bitkinin genel adı ebegümecidir. İki ya da çok yıllık otsu bitkilerdir. Ülkemizde 8 ebegümeci türü yetişmektedir. Bunlardan en önemlisi büyük ebegümeci (M. sylvestris) türüdür. 20-30 cm. arasında boylanabilen bu türün yaprakları yuvarlağımsı biçimli, kenarları dişli, uzun saplı, tüylü, almaşık dizili, 3-7 parçalı ve palmiye gibi damarlıdır. Yaz boyu ve sonbahar başlarında açan pembe renkli, eflatuni çizgili çiçekleri, yaprakların koltuklarından çıkar. Meyveleri 10 parçaya bölünen, olgunlaştığında açılmayan kuru tohumlar halindedir. Bitki döktüğü tohumlarıyla çoğalır.

Bilinen Bileşimi : Ebegümecinin yapraklan büyük oranda yapışkan bitki sıvısı; Astrenjan / organik dokuları büzerek salgı azaltıcı, ekspektoran / balgam söktürücü, yumuşatıcı, diüretik / idrar söktürücü, sedatif / sakinleştirici.Yaprak ve sapları hafif kokulu ve yavan lezzetlidir. Bazı yerlerde sebze olarak yenilir.

Faydaları : Göğsü yumuşatır ve öksürüğü keser. Ateş düşürücüdür. Nezle ve bronşite iyi gelir. Burun kanamasını keser; Burun tıkanıklığını giderir. Nefes darlığında faydalıdır. Mide ağrısına ve bulantısına karşı etkilidir. Dişeti hastalıklarında faydalıdır. Mide ve Bağırsakların düzenli çalışmasına yardımcı olur. Kabızlığı giderir. Ses kısıklığını, boğaz ve bademcik iltihaplarını giderir. Cildi korur, yumuşatır ve nemlendirir. Gözaltı kırışıklıklarına ve şişliklerine iyi gelir.

Kullanım Şekli :

Çay: 2 çay kaşığı kıyılmış çiçek, yaprak ve tüm bitki 250 ml soğuk suda ara sıra karıştırılarak 8 – 10 saat bekletilerek demlenir süzülür. İçmeden önce ısıtılarak sıcak içilir.
Lapa: Bir kapta taze yapraklar veya tüm bitki ezilir, çok az su ile çabucak ısıtılıp vücudu yakmayacak bir sıcaklıkta hasta bölgeye sarılır.

Banyo: 10 gr çiçek veya tüm bitki 1 litre suda 8 saat bekletilir, süzülür.

 

EKİNEZYA
Ekinezya (Echinacea purpurea), Papatyagiller (Asteraceae) familyasına ait bir bitki türüdür. Özellikle bağışıklık sistemi üzerindeki güçlü etkileri nedeniyle başta Kızılderililer olmak üzere, dünyanın pek çok yerinde insanlar tarafından kullanılmıştır. Kuzey Amerika’nın endemik bitkilerinden olan ekinezya, ülkemizde de bolca bulunan şifalı bitkiler arasında.
Ekinezya bitkisinin hem çiçekleri, hem gövdesi ve yaprakları hem de kökleri kullanılmaktadır. Yılda iki kez hasat edilebilen ekinezya, yetiştirilmesi ve işlenmesi açısından da oldukça pratik ve ekonomik değere sahip bir bitki. İçeriğindeki A, B2, C ve E vitaminlerinin yanı sıra çeşitli mineraller bakımından da zengin olan ekinezya, özellikle içerdiği polisakkaritler nedeniyle bağışıklık sistemi üzerinde çok güçlü etkilere sahip.

Ekinezya nasıl kullanılır?
Ekinezya, bitki çayı olarak kullanılabildiği gibi tentür, kapsül veya tablet olarak da kullanılabiliyor:

Ekinezyanın faydaları nelerdir?
• Bağışıklık sistemini güçlendirir. Bu sayede soğuk algınlığı, nezle, grip gibi hastalıklar üzerinde çok etkilidir. Yalnızca iyileştirmek için değil, bu tür hastalıklara karşı korunmak için de kullanılabilir.
• Antiviral ve antimikrobiyal etkisi ile vücuttaki virüslere ve çeşitli mikroplara karşı savaşır.
• Antifungal etkisi ile özellikle herpes virüsü ve kandida mantarı üzerinde olumlu etkileri vardır.
• AIDS tedavisinde yardımcıdır.
• Kronik yorgunluk, halsizlik gibi durumlarda etkilidir.
• Migrenden kaynaklanan baş ağrılarını giderir.
• Kas ve eklem ağrılarına iyi gelir.
• Sivilce, sedef gibi cilt hastalıklarına ve deri üzerindeki yaralara da iyi gelir.

Ekinezya kullanırken dikkat edilmesi gerekenler
• Ekinezya çayı veya tentürü kullanıyorsanız, 10-14 günlük süreler boyunca kullanmanız önerilir. Bir hafta ara verdikten sonra ekinezya kullanmaya devam edilebilir.
• Hamilelik döneminde kullanımı ile ilgili yeterli araştırma yapılmamış olduğundan, hamilelerin ekinezya kullanması tavsiye edilmez.
• Yüksek dozda ekinezya kullanımı mide bulantısı ve baş dönmesi gibi yan etkilere neden olabilir.
• Papatyagiller familyasına ait bir bitki olduğundan, papatya bitkisine karşı alerjik reaksiyon gösteren kişilerin ekinezya da kullanmaması gerekir.
• Bağışıklık sisteminin baskılanmasını gerektiren organ nakli gibi durumlarda ekinezya kullanılmamalıdır.
• Doğuştan gelen bir bağışıklık hastalığı bulunanların ekinezya tüketmemesi gerekir.

 

 

ENGİNAR
Enginar, mavi ve mor renklerde yetişen, papatyagiller familyasına ait bir bitkidir. Genelde 50-150 cm boyuna kadar ulaşabilen ve uzun süre dayanıklılık gösteren bu besin, Güney Avrupa ve Akdeniz ülkelerinde yetişmektedir. Ülkemizde en çok yetiştirilen bölge Marmara ve Ege Bölgeleridir. En çok yetiştirildiği şehir ise Bursa’dır. Sert bir yapıya sahip olan bitkinin yapraklarının sapları bulunmamaktadır. Uzun ve oval yapıya sahip olan yapraklar, parçalı bir şekilde dağılmıştır. İki çeşit üretim yöntemi bulunmaktadır. Dip sürgünleri ve kök parçaları ile yapılan üretimlerdir. En çok tercih edilen dip sürgünleri üretim şeklidir.
Enginarın faydaları nelerdir?
* Kolesterol seviyesini dengede tutar.
* Sindirim sistemini güçlendirir.
* Anemi hastalığına iyi gelir.
* Demir eksikliğini giderir.
* Enginar kolesterolü sağlıklı bir seviyede tuttuğu için karaciğerde oluşabilecek sorunlarında önüne geçer.
* Yüksek kolesterolden kaynaklanan felç ve inme gibi riskleri azaltır.
* İdrar söktürücüdür.
* Bağışıklık sistemini güçlendirir.
* İçerisinde bulunan K vitamini sayesinde kemik sağlığı açısından önemlidir.
* Alzheimer hastalığına yakalanma riskini azaltır.
* Hücrelerin yenilenmesi ve güçlenmesini sağlar.
* Potasyum ve sodyum açısından zengin olan enginar kan hızını düzenli bir seviyede tutar.
* Sindirim sistemini sağlıklı çalıştırdığı için zayıflamaya yardımcı olur.
* Kabızlığı giderir.
* Mesane problemlerinin önüne geçer.
* Antioksidan özelliği sayesinden hastalıklardan korur.
* Kansere yakalanma riskini azaltır.
* Cilt ve deride meydana gelen mantar, egzama gibi hastalıkların alternatif tedavisinde kullanılabilir.
* Beyin ve sinir sistemi üzerinde etkilidir. Beyin sağlığını korur.
* Mide ağrılarına fayda sağlar.
* Böbrek de oluşan rahatsızlıkların önüne geçer.
* Özellikle prostat kanserine ve meme kanserine karşı koruma sağlaması da enginarın faydaları arasındadır.
* Vücudu toksinlerden arındırır.
* Stresi engeller.
* Bulantı, kusma, ekşime, şişkinlik gibi sorunlara iyi gelir.
* Ateş düşürür.
Enginar Hangi Hastalıklara İyi Gelir? 
* Karaciğerde oluşan hastalıkları tedavi eder.
* Böbrek taşı ve kumunu döker.
* Kabızlığı giderir.
* Sarılığa faydalıdır.
* Romatizma şikayetlerini azaltır.
* Bedeni ve zihinsel yorgunluğu giderir.
* Meme, rahim ağzı ve prostat kanserini önlemeye yardımcı olur.
* Ateş düşürür.
* Kalp ve damar sağlığını korur.
* Hücrelerin yıpranmasını engelleyerek yaşlanmanın etkilerini azaltır.
Enginarın Zararları Nelerdir? 
* Aşırı tüketilmesi halinde ishale, gaza ve karın şişkinliğine sebep olabilir.
* İdrar söktürücü özelliği olduğu için ishal sorunların yaşadığınız dönemlerde tüketilmemelidir.
* Kadınların hamilelik ve emzirme döneminde bazı sorunlar oluşturabileceğini söyleyen uzmanlar var. Sayıları çok az olsa da göz ardı edilmemesi gerekir. Anne adaylarının ve emzirme sürecinde olan annelerin tüketim için doktorlarına danışmaları önerilmektedir.

 

 

F HARFİ İLE BAŞLAYAN BİTKİLER

FESLEĞEN

Kuvvetli ve güzel kokulu, 30-40 cm. boyunda, yaz aylarında beyaz veya pembe renkli çiçekler açan tek yıllık bir bitkidir. Bitkinin tohumları, kurutulmuş ve taze çiçekli dalları, yaprakları kullanılır. Bu şifalı bitkinin yaprakları açık yeşilden koyu yeşile kadar çok farklı renkler alırlar. Soğuk havalardan pek hoşlanmayan bu bitki, daha çok sıcak ve kuru havaları sever. Çiçeklenme aşamasındayken yapraklar toplanıp kurutularak kurutulmuş olarak elde edilebilir. Kurutulduktan sonra kaplarda saklanır ve gerektiğinde kullanılabilir.
Bu harika kokulu bitkiyi evlerde, balkonlarda yetiştirmek de oldukça kolaydır. Saksıda kolaylıkla yetişebilen bir bitkidir. Bitkinin yaprakları sallandığında hoş bir koku yayar. Bu koku hemen hemen herkesçe sevilir. Fesleğen adı anıldığında ilk akla gelen bu meşhur kokudur. En önemli maddesi uçucu yağda bulunan estragol, linalol, cineol, pinen gibi maddelerdir. Genellikle reyhan adıyla anılmasına rağmen bazı yörelerde fesliyen, peslan, rahan, reyhanotu ve ırıhan adlarıyla da anılır.

Fesleğenin faydaları

• Latince adı ocimumbasilicum olan fesleğenöncelikle sindirim sistemini ve sinir sistemini olumlu etkiler; şişkinlik, mide krampı, kolikler ve sindirim problemleri kullanım alanıdır.
• Mide bulantısını yatıştırması da fesleğenin faydaları arasındadır.
• Bağırsak parazitlerini öldürebilir.
• DNA’nın yapısını ve hücreleri korur. Bağışıklık sistemine katkı sağlayan beyaz kan hücrelerinin yapısını korumaya yardım eder.
• Yaşlanma karşıtıdır, yaşlılığın etkilerini azaltır.
• Kalbi korur. Kalp ile dost bir bitkidir.
• Antibakteriyel özelliği vardır.
• Yatıştırıcı etkisi sayesinde, sinirlilik, depresyon, gerginlik, stres ve uykusuzluk durumlarında yardımcı olur. Strese iyi gelir.
• Reyhan adıyla da anılan fesleğenin faydaları arasında balgam söktürücü etkisi de vardır.
• Ağızda çıkan yaralar veya pamukçuk bu bitkinin ağız banyosu yoluyla tedavi edilebilir.
• Ayrıca migren, baş ağrıları, epilepsi ve boğmaca rahatsızlıklarına karşı da kullanılabilir.
• Arı, akrep sokması, böcek ve sinek ısırıkları durumlarında ağrıyı dindirmek için 1 tatlı kaşığı bitki, 2 bardak suyla 10 dk. kaynatılır. Soğuması beklenerek arı sokan yere sürülür.
• Bağırsak gazları, hazmı kolaylaştırıcı ve iştah açıcı etkileri için 20 gr. kuru fesleğen, 1 lt. suda kaynatılır ve günde 2 kez birer bardak içilir.
• Öksürük için de kullanılabilecek şifalı bitkilerden biridir. Öksürüğe karşı bu şifalı bitkinin tohumu 30 gr. olarak 1 lt. suda kaynatılıp günde 3 bardak içilir.

Migrene iyi gelmesi fesleğenin faydaları arasındadır!

Migren tedavisi için 2 su bardağı kaynar su içerisine birer tatlı kaşığı hafif ezilmiş defne, melisa otu ve fesleğen koyularak 15 dakika demlenir. Ilık olarak yudumlayarak yavaş yavaş içilir. Şeker hastalığı olmayanlar bir kaşık bal ile tatlandırılabilir. Günde 2-3 bardak içilebilir. Düzenli olarak en az 1 ay devam edilmelidir.

Kansere karşı koruma sağlar!

Yapılan çalışmalara göre fesleğenin birçok kanser türünü önleyici etkisi olduğu belirtilmiştir. Yüksek antioksidan içeriği ile hücreleri hücre hasarına karşı korur. Bunun sonucunda cilt kanseri, meme kanseri, ağız kanseri gibi birçok kanser türüne karşı koruma sağladığı belirtilmiştir.

Fesleğenin zararları nelerdir?

• Fesleğenin faydaları kadar zararları da olabilir. Çok yüksek oranda ve çok sık kullanılması vücutta olumsuz etkiler yaratır, kanseri tetikleyebilir, bu yüzden fazla tüketilmemelidir.
• Ayrıca hamile ve emziren kadınların kullanması da sakıncalı olabilir.
• Kan şekerini düşürücü etkisi vardır.
• Olası bir ameliyattan 2 hafta önce kullanımı bırakılmalıdır. Çünkü kanamayı arttırıcı etkisi vardır.
• Tansiyonu düşük olan kişilerin kullanması sakıncalı olabilir. Çünkü fesleğenin de tansiyon düşürücü etkisi vardır. Bu nedenle bu kişilerin fesleğen kullanmaması tavsiye edilir.

 

FUNDA

Çok dallı çalı formunda bir bitki olan funda yıl boyu yeşildir (kış aylarında rengi matlaşır ve sarıya çalar) ve iğneye benzer minyatür yaprakları vardır. Çiçeği pembe ve mor arası olan funda genellikle yaz aylarında çiçek açar. Çiçeklerinin rengi nedeniyle dekoratif ve peyzaj tamamlayıcı bir bitki olarak kullanılır.
Birkaç Akdeniz adası hariç Avrupa’nın büyük bölümünde, Rusya, Asya’nın bir bölümünde ve Kuzey Amerika’nın Atlantik kıyısında doğal olarak yetişir. Bataklık kenarlarında ve dağ yamaçlarında bulunabilir, hafif asidik toprağı ve güneş ışığını sever.
Botanik adı Callunavulgaris olan funda çiçeği süpürgeotu olarak da bilinir. Bitki her ne kadar güzel çiçekleri için dekoratif bir bitki olarak popülerlik kazanmış olsa da yüzyıllardır yaşlılığın etkilerinin azaltılmasından cildi güzelleştirmeye kadar pek çok farklı amaçlarla kullanılmıştır. Funda Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim aylarında toplanarak kurutulur. Bitki çok uzun ömürlüdür ve 50 yıla kadar yaşayabilmektedir.
• İdrar yolu hastalıklarının tedavisine yardımcı olur
• Sistit tedavisinde kullanılır
• Böbrekleri temizler
• Mesane problemlerinde kullanılır
• Romatizma tedavisinde kullanılır
• Gut tedavisinde yardımcı olarak içilir
• Soğuk algınlığına iyi gelir
• Öksürüğü alır
• Çeşitli sindirim sistemi problemlerinde kullanılır
• Prostat sorunlarına iyi gelir
• İshale iyi gelir
• Karın ağrısını alır
• Uyku getirir

Funda Çayı Nasıl Hazırlanır?
İyi bir funda çayı hazırlamak için yarım litre kaynamış iyi suyu ateşten alarak 6 çay kaşığı funda kurusu atın. 10-15 dakika kadar demlenmesini bekleyin. Dilerseniz balla tatlandırabilirsiniz. Tavsiye edilen tüketim miktarı günde 1-2 bardaktır. Funda çayını kurutulmuş ya da taze bitkiden hazırlayabilirsiniz. Bitkinin hem çiçekleri hem de yaprakları sağlığa faydalıdır. Kurutulmuş funda kuru, fazla ışık almayan bir yerde hava geçirmez kapta muhafaza edilmelidir.

Fundanın Sağlığa Faydaları

Funda en çok çay formunda tüketilmektedir ancak cilde esnekliğini veren elastin üretimini tetiklediği için kozmetik sektöründe pek çok kremin içinde etken madde olarak kullanılır. Bitkinin özünden elde edilen su iltihap önleyici özelliğe sahiptir. Halk arasında başta idrar yolu enfeksiyonları olmak üzere safra ve böbrek taşı düşürmek için kullanılmaktadır.
Son yıllarda başta Almanya olmak üzere bazı ülkelerde romatizma nedeniyle oluşan ağrıların tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır. Bunun başlıca nedeni vücutta biriken ürik asidin daha kolay atılmasını sağlamasıdır. Romatizmal ağrılar için tavsiye edilen kullanım şekli funda çayı ya da funda suyunun romatizma ağrısı bulunan bölgelere direk kompres yapılması şeklindedir.
Orta dereceli uyku bozukluklarının tedavisinde bir sedatif gibi funda çayı içmek tavsiye edilmektedir. Ancak aynı zamanda iyi bir idrar söktürücü olan çayı yatmadan hemen önce içmek çok iyi bir fikir değil.

Funda Çayının Yan Etkileri

Funda çayı tüketimi genel olarak güvenli kabul edilir ve alerjik bir reaksiyona neden olmaz. Ancak diğer bitkilerde olduğu gibi funda çayını (ya da suyunu) tavsiye edilen miktarlarda tüketmeli ve aşırıya kaçmamalısınız. Düzenli olarak ilaç kullanıyorsanız (tansiyon ilaçları, kan incelticiler, depresyon ilaçları gibi) funda çayı içmeye başlamadan önce doktorunuza danışın.
Kas lifleri üzerinde etkili bir madde olan tanen yönünden zengin funda çayı uzun sürelerde tüketilmemelidir. Örneğin 2 hafta içtikten sonra 2 hafta vücudunuzu dinlendirebilirsiniz. Sürekli olarak tanen almak karaciğer hasarına yol açabilir.
Emzirme, hamilelik öncesi ve hamilelik dönemlerindeki etkileri hakkında bilimsel bir çalışma bulunmadığı için tüketmemek ya da doktor tavsiyesi ile tüketmek daha doğru olacaktır.